HÜRREM SULTAN
Muhteşem Yüzyıl dizisi izlenmesi bir tarafa, bir o kadar da, kim ne kadar fazla hata yakaladı yarışmasına döndü. Kimi siyasi tarihi, kimi sanat yönü, kimi kılık kıyafet bakımından, kimisi de kurgu yönüyle hatalar zincirini sıralamakla meşguller.
Hâlbuki dizinin birinci bölümünü izledikten sonra; “bu dizide hatasız tek bir kare gösteremezsiniz”, demiştim.
İkinci olarak da dizi hatalı bir temele oturtuldu, artık sonuna kadar hatalar manzumesi devam edecektir hükmünü vermiştim. Zira yanlış bir yola girdiğinizde, neticede hep hatalı ilerleyeceksiniz demektir.
Dolayısıyla hâlâ diziyi izleyip hata arayanlara ne demeli bilmiyorum. Bu hatalı yollardan birincisi Hurrem Sultan olayı idi.
Hareme Müslüman olmayan bir cariyenin girmesi mümkün değildi. Hurrem ise dizide haçı ile girdi. Ardından papaz olan babasından Osmanlı’nın yıkım görevini üzerine aldı. O artık dizide gizli bir Hıristiyan. Şimdi dizinin Türk halkını getireceği nokta şudur.
Sevecen, munis, cana yakın ve sempatik tavırlarıyla Mustafa dizinin en fazla sevilecek bir şahsiyeti olacak. Bu arada dizide onunla ilgili karelerin hiç birinin doğru olmadığını da belirtelim. Neticede Şehzade Mustafa sevgisi en üst noktaya çıkarılacak.
Ve gün gelip Kanuni Sultan Süleyman, oğlunu dilsiz cellatlar elinde boğdururken öbür taraftan Hurrem Sultan zaferinin nişanesi olarak herhalde haçını öpecektir (!).
Mustafa’nın öldürülmesi ile gözyaşlarına boğulan Türk halkı, Kanuni ve hele hele Hurrem hakkında artık neler düşünecektir.
Siz dizinin senaristi Meral Okay’ı sadece bir tarih kurgusu yapıyor zannetmeyin. Onun masumane bir tarzda; “efendim bu bir senaryodur, kurgudur”, demesine aldanmayın.
O, Türk halkının ecdadına iftira ve ihanetin, onun ecdadını gözden düşürmenin, entrikanın, Türk halkının değerlerini yıkmanın kurgusunu yapıyor. Bu diziyi izleyen herkes de bir noktada onun ekmeğine ballı kaymak oluyor.
Gelin biz diziyi bırakıp Hurrem Sultan’ı bir nebze olsun yakından tanıyalım isterseniz.
Tarihin bir yüzyılına neredeyse Süleyman Çağı dedirtecek derecede adını veren Kanuni Sultan Süleyman’ın biricik eşi, fiziki özelliklerinden ahlaki durumuna, giyim ve kuşamından yemesine içmesine kadar her hali ile ilgi odağı idi. Tarihçiler, edebiyatçılar hepsi onu yazdı ve araştırdı. Osmanlıların haramdan gelme haremi hakkında bilgi edinemeyenler, tabi ki her zaman olduğu gibi fantezilerini ve hayal güçlerini çalıştırdılar. Senaryolar yazdılar. Bugün tarihin aydınlanmış nice mevzunun dahi çarpıtılarak ortaya konduğu ve gerçeklerden ne kadar uzak yazılıp çizildiği görüldüğünde o tarihte hiçbir bilginin olmadığı zamanlarda nelerin yazılıp çizilebileceğini tahmin etmek zor olmamalıdır.
