Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil

Bir nazlı geline iki güvey olmaz!

Yeni basılan bir kitap sebebiyle tekrardan gündeme gelen Bayezid-Cem mücadelesi, nedendir bilinmez (!)yine çarpık yaklaşımların hedefi olmuş... Osmanlı geçmişimize haksız hücum geleneğinin çokça istismarına konu olan bu mevzuyu tarihi objektivite ve beşer fıtratı dahilinde değerlendirmek gerekiyor. Bize düşen tarihten ibret alıp doğru dersler çıkarmak; tarihî, resmî ideolojilerin amaçlarına uygun hale getirmek değil...

1481 yılı Mayıs ayı. Osmanlı za­fer sancakları Gebze'ye yakın Hünkar çayırı mevkiinde dal­galanıyor. Seferin hangi devlet üzerine olacağı belli değil. Zira Fatih Sultan Mehmed: "Seferimin kimin üzerine olacağını sakalımın kıllarından bir tanesi bilse, koparıp atardım" sözüyle ünlü. Gerçekten bu kez de seferin ne yöne olacağını kimse kestiremiyor. Zira acem ve Mısır hükümdarları, acaba Os­manlı bizim üzerimize mi geliyor diye­rek hazırlık yapıp tetikte duradursun Fatih bu defa ahirete sefer kılıyor:

"Bu dünya bir ibret evidir. Düşün ki, kişinin ne kadar dostu, oğlu ve ya­kını olursa olsun, ne zaman ki lâtif ruhu bedeninden ayrılır derhal alâka ve muhabbetlerini keserler. Bedenin­den yüz çevirirler. Ak gül yaprağı gibi vücudunu kara toprak altına gizle­mek için acele ederler."

Tahta kim geçe?

İşte cihan padişahının gönülleri ya­kan, kavuran bu acılı haberi ile, bekle­nen olaylar gelişmeye başladı. Gözler kendilerine yeni zaferler kazandıracak yeni bir padişah görmeye çevrildi. Acaba mükemmel bir tahsil ve terbiye ile yetişen Fatih'in iki oğlundan Bayezid’i mi yoksa Cem’mi Osmanlı Devleti tah­tına oturacaktı?

Vezir-i âzam Karamani Mehmed Paşa diğer emir ve vezirlerin de rızası­nı almak suretiyle herhangi bir karışık­lığa meydan vermemek için Fatih'in vefatını askerden gizledi. Hiç vakit kay­betmeden de büyük Şehzade, Amasya Valisi Bayezid Çelebi ile Karaman Vali­si küçük Şehzade Cem Çelebi'ye haber­ler gönderdi. Fatih'in cenazesini ise gizlice arabaya koyup yanında tabipler ile devlet büyükleri olduğu halde İstan­bul'a geçirdi. İskelede bulunan nakil vasıtalarını da İstanbul tarafına aldırdı. Böylece yeniçeri ve içoğlanların İstan­bul tarafına geçmesine mani olmak iste­mişti.

Vekaleten Korkut...

Karamani Mehmed Paşa'nın bu faaliyetleri, olayı bilen devlet adamları arasında, onun evvelce taraftarı olduğu Şehzade Cem'i bir an önce İstanbul'a getirtip tahta çıkarmak emelinde oldu­ğu fikrini uyandırdı. Bunlar arasında özellikle ordunun başında bulunan, Bayezid'in iki damadı Rumeli Beylerbeyi Hersekzâde Ahmed Paşa ile Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa derhal harekete geçtiler. Öncelikle Cem'e gönderilen habercileri tevkif ettirdiler. Ardından padişahın vefat haberini yayıp yeniçeri­leri tahrike başladılar.