Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil

Çağlar ötesini okuyan veziriazam: Pîrî Mehmed Paşa

"Kanunlar yürüdükçe devlet zeval bulmaz"

Yavuz Sultan Selim'in sorusunu cevap­landıran Pîrî Mehmed Paşa, devamla şöyle diyordu: "Ama, evlâtlarınızın hilâfetleri zamanında akılsız veziriazamlar tayin edilip rüşvet kapıları açılır, rütbe ve makamlar ehil olmayanlara verilir, devlet işlerinde kadınların hükmü yürürse, o zaman bu devlette karışıklık ve düzensizlik hüküm sürer."

Sene 1514. Osmanlı ordusu, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Çaldıran ovasına varıp İran-Safevî kuvvetleri ile karşı karşıya gel­mişti. Yavuz Sultan Selim Han, burada hemen harb meclisini topladı.

Padişah, muharebeye şafakla birlikte mi başlanılması, yoksa askere 24 saat is­tirahat mi verilmesi hususunda devlet adamlarının fikrini soracaktı. Vezirler, Osmanlı askerinin yorgun, düşmanın ise zinde ve kuvvetli olduğunu beyanla, 24 saat dinlenilmesi yönünde görüş bildir­diler. Son olarak da, Rumeli Defterdarı Pîrî Mehmed Efendi söz aldı.

Mehmed Efendi, farklı düşüncedey­di. Ordu içinde düşmanla işbirliği yapa­bilecek olanların bulunabileceğine dik­kati çekerek, şafakla birlikte mu­harebeye girmenin daha uygun olacağını belirtti. Yavuz, bu ted­birli mütalâayı dinledikten sonra, şu sözlerle takdirini ifade etti:

"İşte, rey sahibi tek adam! Ne ya­zık ki vezir olamamış..."

Kadılıktan vezîriâzamlığa

Yavuz Sultan Selim devrinin meş­hur simalarından Pîrî Mehmed Pa­şa'nın soyu, Cemaleddin Aksarayî yo­luyla Hz. Ebûbekir'e ulaşır. Ulemadan Mehmed Celâleddin bin Ahmed Çelebî'nin oğludur. Babası Aksaray'dan Amasya'ya göçtüğü için, bu iki şehirden hangisinde doğduğu ve doğum tarihi ih­tilaflıdır.

Pîrî Mehmed, zamanının ilim mer­kezlerinden biri olan Amasya'da, en mümtaz âlimlerden ders alarak yetişti. Babasının ve amcası Zenbilli Ali Efendi'nin ilimlerinden de istifade etti.

İkinci Bâyezid Han Osmanlı tahtına çıkınca, padişahın maiyetinde bulunan ilim ve fazilet sahipleri ile birlikte, Pîrî Mehmed Çelebî de İstanbul'a geldi. Sofya, Silivri ve Galata kadılıklarında bulunduktan sonra, Fatih Sultan Meh­med Han'ın İstanbul'daki imaretine mütevelli tayin edildi. Ardından Maliye kalemine geçerek Hazine ve Anadolu Defterdarı oldu, Çaldıran muharebesine Rumeli Defterdarı olarak katıldı.