“Kişi, namı ile işler işi” demişler. Bir kişiye millet tarafından bir nam verildiyse elbette o boş yere değildir. Onun mutlaka bir hikâyesi, bir değeri, bir geçmişi vardır. Eskiden lakap ve ünvanlar durduk yere rastgele verilmezdi. Sultan I. Mehmed Han’a “Fatih”, I. Süleyman Han’a “Kanuni”, I. Selim Han’a “Yavuz”, II. Bayezid Han’a “Veli” ve IV. Mehmed Han’a “Avcı” lakaplarının verilmesinde onların en önemli özellikleri…
Sultan’a darbe devlete ihanet!
150 sene önce Sultan Abdülaziz Han bir kısım paşalar tarafından haince bir tertiple tahtından alaşağı edilmiş ve akabinde de hunharca katledilmişti. İşin başında Serasker Hüseyin Avni Paşa liderliğinde Sadrazam Mütercim Rüştü Paşa, Mithat Paşa ve Şeyhülislam Hasan Hayrullah bulunuyordu. Darbeci paşalar önce fetva emini Kara Halil Efendi’den padişahın tahttan indirilmesi için fetva aldılar. Fetvanın alınması…
Niyetim ve himmetim İstanbul üzerinedir!
İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümündeyiz. Arif Nihat Asya’nın: Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın Dizesiyle nasıl bir gençlik beklediğimizi dile getirdiği şiirine en muhtaç olduğumuz dönemdeyiz. Elbette bunun en büyük sebeplerinden biri gençliğimiz üzerinde cumhuriyet tarihi boyunca oynanan büyük oyunlardır. Önceleri dinsizlik propagandaları sonrasında sağ sol çatışmaları ve akabinde FETÖ-vari belalar…
Güçlü aile ve Nene Hatun!
Osmanlı tarihinin en felaketli ve dramatik savaşlarından biri 93 Harbi denilen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı idi. Osmanlı açısından büyük bir mağlubiyetle sonuçlanmıştı. II. Abdülhamid Han’ın bütün karşı koymasına rağmen o sırada iktidarı elinde bulunan II. Meşrutiyet döneminin paşaları devleti gözü kapalı bir şekilde bu savaşa sokmuştu. Bizde meşrutiyet dönemleri “her istediğini istediğin gibi yapacaksın ama olumsuz neticelenirse padişahı suçlayacaksın!” şeklinde hep anlaşıldı…
Asırlar ötesinden bugüne sesleniş!
Ahir zaman ümmetleri, dünya fani bilmezler Gidenleri görürler de ondan ibret almazlar Erenlerin kıldığını görüp rağbet etmezler Arslan babam sözlerini dinleyiniz teberrük Ahir zaman ümmetleri süslerler evlerini; Nefs ü hevaya uyup bozarlar huylarını; Şan ve şefkatler ile dik tutar boylarını; Arslan…
Diyanet ne yapmak istiyor?
Gün geçmiyor ki isminde Diyanet geçen bir kurumun yeni bir cinayetiyle karşılaşmayalım. Diyanet Vakfı Yayınları’ndan bahsediyoruz. Bu kurum neşriyatıyla adeta bir bozguncu gibi hareket ediyor. Kur’ân-ı kerîmin %40’ının atılmasını isteyen Mehmet Aydın’ın vaktiyle yerleştirdiği kadrolar anlaşılan Diyanet ile ilgili her yere hâkim. Yayınevi’nin son çıkardığı kitaplardan bir tanesi, “Yüzyıla Damga Vuran Alimler” (Aralık, 2025) başlığını…
Adalette yeni sayfa mı?
Feci bir cinayete kurban gittiği anlaşılan Gülistan Doku ciddi bir muhasebe yapmamızı gerekli kıldı. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel oğlunu kurtarmak adına öyle işler yapmış ki sistemi baştan ayağa sorgulamak lazım geliyor. Cesedi ortadan kaldırmak, delilleri karartmak için yapılanlar geniş bir ekibin faaliyetine işaret ediyor. Bunlar vali de olsan tek başına becerebileceğin ameliyeler değil. Zaten…
Gerçeklere gözleri kapamayalım!
Önce Şanlıurfa ardından Kahramanmaraş’taki okul katliamları yürekleri parçaladı. Oyun çağındaki çocukların kurşunların hedefi olması insanlıktan nasibini almış herkesi acıya boğdu. Tabii hadiseler sadece acıyı değil derin bir tedirginliği de beraberinde getirdi. Daha yeni akıl baliğ olmuş yani daha yeni çocukluktan çıkmış insanların katil olabilmesi üstelik katliam yapabilmesi hepimizi ve fakat özellikle idarecilerimizi derinden düşündürmelidir. Elbette…
Sinsi ve yıkıcı yol!
Birkaç haftadır ısrarla Türk milletinin bin yıllık itikadını bozacak şekilde faaliyet gösteren kurumlar ve kişiler hakkında yazıyoruz. İşin ne denli tehlike kesbettiğini anlayamayanlar bizim bu tavrımızı şahsi bir düşmanlığa hamledebiliyor. Hâlbuki mesele sanıldığından çok daha büyük bir tehlike arz ediyor. Tahribat ve onun neticesindeki bozulma bu şekilde devam ederse cümlelere dökmek istemediğimiz bir noktaya varacağımız…
Bardakoğlu ve KURAMER!
Sık sık Türkiye’deki reformist ekibin işlediği ve işlemek istediği şeni fiillerden bahsediyoruz. Bu ekibe çeyrek asırdır Ali Bardakoğlu, Mehmet Görmez ve Ankara Okulu denilen grup öncülük ediyor. Artık İlahiyat Fakültelerinde de iyice kök salmış durumdalar… Diyanet İşleri Başkanı oldukları dönemde Diyanet’i FETÖ’nün misyonuna doğru çeken bu ikili, çalışmalarına bugün de tam gaz devam ediyor. Ali Bardakoğlu KURAMER’in, Mehmet Görmez de…
Çıkmaz sokak!
Geçen hafta Manavgat Külliye Camii’nde bayram namazı sonrasında mihrap önünde gerçekleştirilen ve İslam’a uygun düşmeyen bayramlaşma ile ilgili yazımız büyük ses getirdi. Sosyal medyada yoğun şekilde paylaşıldı. Bu konuda geniş kesimlerden tebrikler aldım. Ancak “Bardakoğlu başlattı, Görmez genişletti” başlığım pek çoklarını ziyadesiyle şaşırttı!.. Zira bu ikili Diyanet’in uzun bir devresine damga vurdular. Görmez’in Diyanet’ten ayrılmasından sonra da…
Bu gidiş nereye?
Bayramda sosyal mecrada bir fotoğraf karesi gözüme ilişti. Manavgat Külliye Camii’nde bayram namazı sonrası bayramlaşma yapılıyordu. Ancak buradaki bayramlaşma merasiminde bir bayan da haberde yazıldığına göre hemen müftü beyin yanında yerini almıştı. Millet de sırasıyla Müftü Beyin, bayanın ve yanında duranların bayramını tebrik ederek sıraya geçiyordu. Böyle bir garabet evvelce hiç yaşandı mı bilemiyorum ama…






