Her devletin kendine has özel törenleri vardır. Bu törenler o devletin geçmişten getirdiği ve kendisiyle özdeşleştirdiği özel uygulamalardır. Eskiden devletler arası protokoller daha çok elçilerin gidiş gelişlerinde kendini gösterirdi. Bugünkü gibi devlet başkanlarının birbirlerini ziyareti nadiren ancak dost devletler nezdinde vuku bulurdu. Osmanlı İmparatorluğu’nda da devletler arası diplomatik protokol kuralları açısından, elçi kabulleri sıkı hiyerarşik…
Yirmi iki yıl ara ile iki resim!
Yirmi iki yıl önce 2004 yılındaki NATO zirvesi Türkiye’de gerçekleşmişti. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’di. Liderlerin resmî yemeğine Başbakan Erdoğan’ın hanımı Emine Erdoğan’ı davet etmemişti. Bu durum bir NATO zirvesinde dönemin Cumhurbaşkanının nelerle uğraştığının acı bir ispatı olarak tarihteki yerini almıştı. Böyle bir zihin yapısıyla nereye varabilirdiniz? Neyi başarabilirdiniz? Böyle bir toplantıdan ne menfaat elde…
Zor zamanda yanınızda olanlara dikkat!
185 yıl önce bugünlerde, Osmanlı Devleti’ni yeniden güçlendirmek adına büyük ıslahatlara girişen II. Mahmud Han vefat etmişti (28 Haziran 1839). Muhtemelen Osmanlı Devleti üzerinde uzun bir süredir projeler yürüten “gizli bir cunta” tarafından şehit edilmişti. Bu konuda çok ciddi ipuçları ve deliller olmasına rağmen günümüz tarihçilerinin buna hiç değinmemesi ve çalışma yapmaması manidardır! Sanki o cunta hemen…
Kutbeddin Aybeg
Sultan Kutbeddin Aybeg adını üniversite yıllarımda rahmetli Prof. Dr. Enver Konukçu Bey’den Delhi Türk Sultanlığı dersini alırken duymuştum. Açıkçası kendisine karşı hayranlık içerisinde kalmıştım. Nasıl bir İslam mücahidi idi o. Durmak bilmeyen bir enerjisi ve hiç eksilmeyen cihad aşkı vardı. Türk tarihinin destan kahramanlarından biri olmuştu. Bugün üniversitelerin çoğu tarih bölümlerinde dahi Delhi Türk Sultanlığı…
Niçin bu kayıtsızlık?
Hicri 1448 yılına girdik. Ülkemizde miladi yıla girerken yapılan hazırlıklar ve o geceki heyecanı düşündüğümüzde hicri yılımızla ilgili programlar son derece sönük kalmaktadır. Belki kahir ekseriyet tarafından duyulmamaktadır bile. Bu sessizlik ve bu duyarsızlık nedendir? Efendim artık hicri takvimi kullanmıyoruz diyebilirsiniz. Fakat hicri yeni yıl bize şanlı Peygamber efendimizin hicretini bildirmektedir. İslam tarihinin en önemli…
İftira furyası!
“Kişi, namı ile işler işi” demişler. Bir kişiye millet tarafından bir nam verildiyse elbette o boş yere değildir. Onun mutlaka bir hikâyesi, bir değeri, bir geçmişi vardır. Eskiden lakap ve ünvanlar durduk yere rastgele verilmezdi. Sultan I. Mehmed Han’a “Fatih”, I. Süleyman Han’a “Kanuni”, I. Selim Han’a “Yavuz”, II. Bayezid Han’a “Veli” ve IV. Mehmed Han’a “Avcı” lakaplarının verilmesinde onların en önemli özellikleri…
Sultan’a darbe devlete ihanet!
150 sene önce Sultan Abdülaziz Han bir kısım paşalar tarafından haince bir tertiple tahtından alaşağı edilmiş ve akabinde de hunharca katledilmişti. İşin başında Serasker Hüseyin Avni Paşa liderliğinde Sadrazam Mütercim Rüştü Paşa, Mithat Paşa ve Şeyhülislam Hasan Hayrullah bulunuyordu. Darbeci paşalar önce fetva emini Kara Halil Efendi’den padişahın tahttan indirilmesi için fetva aldılar. Fetvanın alınması…
Niyetim ve himmetim İstanbul üzerinedir!
İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümündeyiz. Arif Nihat Asya’nın: Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın Dizesiyle nasıl bir gençlik beklediğimizi dile getirdiği şiirine en muhtaç olduğumuz dönemdeyiz. Elbette bunun en büyük sebeplerinden biri gençliğimiz üzerinde cumhuriyet tarihi boyunca oynanan büyük oyunlardır. Önceleri dinsizlik propagandaları sonrasında sağ sol çatışmaları ve akabinde FETÖ-vari belalar…
Güçlü aile ve Nene Hatun!
Osmanlı tarihinin en felaketli ve dramatik savaşlarından biri 93 Harbi denilen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı idi. Osmanlı açısından büyük bir mağlubiyetle sonuçlanmıştı. II. Abdülhamid Han’ın bütün karşı koymasına rağmen o sırada iktidarı elinde bulunan II. Meşrutiyet döneminin paşaları devleti gözü kapalı bir şekilde bu savaşa sokmuştu. Bizde meşrutiyet dönemleri “her istediğini istediğin gibi yapacaksın ama olumsuz neticelenirse padişahı suçlayacaksın!” şeklinde hep anlaşıldı…
Asırlar ötesinden bugüne sesleniş!
Ahir zaman ümmetleri, dünya fani bilmezler Gidenleri görürler de ondan ibret almazlar Erenlerin kıldığını görüp rağbet etmezler Arslan babam sözlerini dinleyiniz teberrük Ahir zaman ümmetleri süslerler evlerini; Nefs ü hevaya uyup bozarlar huylarını; Şan ve şefkatler ile dik tutar boylarını; Arslan…
Diyanet ne yapmak istiyor?
Gün geçmiyor ki isminde Diyanet geçen bir kurumun yeni bir cinayetiyle karşılaşmayalım. Diyanet Vakfı Yayınları’ndan bahsediyoruz. Bu kurum neşriyatıyla adeta bir bozguncu gibi hareket ediyor. Kur’ân-ı kerîmin %40’ının atılmasını isteyen Mehmet Aydın’ın vaktiyle yerleştirdiği kadrolar anlaşılan Diyanet ile ilgili her yere hâkim. Yayınevi’nin son çıkardığı kitaplardan bir tanesi, “Yüzyıla Damga Vuran Alimler” (Aralık, 2025) başlığını…
Adalette yeni sayfa mı?
Feci bir cinayete kurban gittiği anlaşılan Gülistan Doku ciddi bir muhasebe yapmamızı gerekli kıldı. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel oğlunu kurtarmak adına öyle işler yapmış ki sistemi baştan ayağa sorgulamak lazım geliyor. Cesedi ortadan kaldırmak, delilleri karartmak için yapılanlar geniş bir ekibin faaliyetine işaret ediyor. Bunlar vali de olsan tek başına becerebileceğin ameliyeler değil. Zaten…





