Geçen hafta KURAMER hakkında bir yazı kaleme almış ve bazı meş’um faaliyetleri hakkında bilgi vermiştim. Kur’ân Araştırmaları Merkezi gibi bir kurumun sitesinden yaptığı açıklama ise akıllara zarar idi. Hiçbir tenkidime cevap vermeyip yazdığım gazeteyi suçlamak nasıl bir akıl tutulmasıdır anlayamadım. Hâlbuki gazetedeki köşemde kendi adımla kaleme aldığım bir yazı idi. Yanlış ve hatalı bir şeyler…
İlahiyatçılar kimin elinde!
Geçen hafta Diyanet İşleri Başkanımız, Buhari’de ve Tirmizi’de yer alan mescit yapmakla ilgili bir hadis-i şerifi paylaştı diye neredeyse lince tabi tutuldu. İslam’ın “İ” sinden haberi dahi olmayan bazı yazarlar da meseleye balıklama atlayıp deizmin bu sebeple yayıldığını ifade edecek kadar -tabiri caizse- kafayı yediler!.. Oysa deizmin neden yayıldığını görmek isteyenler modernist ve tarihselci denilen bazı…
II. Abdülhamid Han’a bitmeyen kin!
Cihân bâki değil fânidir ey yâr Tedarikde ola gör imdi her bâr 102 sene önce Sultan II. Abdülhamid Han’a bu dünyada son vazife ifa ediliyordu. Ahmet Refik Bey’in ifadesiyle neredeyse bütün bir İstanbul halkı yollara dökülmüş Topkapı Sarayı’ndan II. Mahmud Han Türbesi’ne doğru götürülen cenaze alayını takip ediyorlardı. Gözlerden yaşlar süzülüyor,…
İdlib saldırısı ve Türkiye’nin tavrı
15 Temmuz ABD ile ilişkilerimiz açısından bir milattı. Zira ABD’nin FETÖ’ye on yıllardır verdiği destek ve sonunda gelinen nokta malum olmuştu. Kesin olarak biliniyordu ki darbe girişimi ile ABD’nin doğrudan ilişkisi vardı. İşgalin başarısız olmasına ve irtibatlı olduklarına dair belgelerin sunulmasına rağmen ABD yolundan asla dönmedi. Hatta neden başarısız olduk psikozu içerisinde Türkiye’yi başka yollardan çökertmek sevdasına…
Hareket-i arz!
Son yer sarsıntısı dolayısıyla Elâzığ ve Malatya’da vefat eden kardeşlerimize bu yazım vesilesiyle bir kez daha rahmetler olsun. Bölge halkına geçmiş olsun derken yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum… Eski Türkçede deprem, yer sarsıntısı, zelzele gibi kelimelerin karşılığı “hareket-i arz” idi. Biz küçükken bir yerde deprem olduğunda, büyüklerimiz kısaca “hareket olmuş” derlerdi. Hareketin ne olduğunu akabinde anlatılanlardan öğrenmiş olurduk….
Libya’da ne işimiz var?
II. Abdülhamid Han konuşulmaya başlandığında onu sevenlerin dahi zaman zaman istibdat ve müstebit gibi yakıştırmalar yaptığına şahit olmaktayız. Kitaplarımızda hâlâ “İstibdat Dönemi” yazısını görüp kahrolmaktayız. Hâlbuki yüce hakana yapılan bu isnatlar tam bir İngiliz ve Yahudi çalışmasının ürünüydü. Zira İngilizler binlerce ajanı ile İslam dünyasını karıştırmaya Müslümanları halifesine karşı ayaklandırmaya ve neticede son İslam devletini…
Libya, 500 yıl önce de yardım istemişti!
Abdürrahim Karakoç Bey; “Ellerin iline bahar gelirken/Bizim ile kar geliyor kardaşım” diyerek yakınıyordu. Peki, İslam ülkelerini on yıldır kan ve gözyaşına boğanların bu hadisenin başlangıcını bahar diye sunabilmelerini nasıl yorumlayacağız? Bu da mı en büyük algı operasyonuydu? Yoksa uyutma terapisi miydi? Yüz yıl önce çizilen haritaların sonu gelmiş, yeni bir yüzyılın planlaması mı yapılıyordu? Görülmemiş katliamlara sahne…
Şimdi de İran tehlikesi!..
Türk milletinin başına nasıl bir çorap örülüyor? Nasıl bir kıskacın içerisine alınmak isteniyor belli değil! Sanki tarihin en zorlu sınavından geçiyoruz. Nereye gidiyoruz anlamak zor! Biz, ailemiz ve gençliğimiz üzerinde planlanan korkunç oyunlara aylardır dikkat çekmek isterken yeni bir proje karşısında bir kez daha sarsıldık! Aslında bu proje de uzunca bir süredir devam etmekte imiş….
Talat Paşa
Türkiye’de siyaset, ekonomi, tarih, ilahiyat ve bilumum gündem olan bütün meselelerde allame-i cihan olan şahıslar var. Her gece TV’lerde ahkâm kesmekteler. Eskiden kahve köşelerinde vatan kurtaran yaşlı amcalar gibiler. Hele bazı hukuk profesörleri var ki maşallah bilmedikleri yok! Bir dönem her meselede söz sahibi olan emekli askerleri de fersah fersah geçmiş durumdalar! Konu tarih olunca…
Aile yapımız çökmüş durumda!
Son dönemlerdeki açıklamalarından anlıyoruz ki, Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul Sözleşmesi’nden oldukça rahatsız. Bunu nereden anlıyoruz? Sözleşmeden rahatsız olan parti tabanı hemen her fırsatta, bu sıkıntıyı ciddi olarak Sayın Başkanımızın gündemine getirmeye başladı. Nitekim Cumhurbaşkanımız kamuoyuna yansıyan yönüyle bu konu ile ilk kez, Millî İrade Platformu’nun 1 Haziran’da Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği iftar programında muhatap oldu. Aileleri…
Hicret
İslâm târihinde Peygamber efendimiz Muhammed “aleyhisselâmın” ve Eshâb-ı kirâmın “aleyhimürrıdvan” Mekke’den Medîne’ye miladi 622. senesinde gitmeleri. Hicret, lugatte göç etmek, bir memleketten başka bir memlekete gitmek mânâsınadır. Hemen hemen bütün peygamberler, dînin emirlerini yerine getirmek ve yaymak için hicret etmişlerdir. Bunlardan Lût, Mûsâ, İbrâhim ve Îsâ “aleyhimüsselâmın” hicretleri meşhurdur. Eshâb-ı kirâm da Medîne’ye hicretten önce iki defâ Habeşistan’a hicret etmişlerdir. Ayrıca Eshâb-ı Kehf’in de Allah…
Abbasiler
Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” amcası hazret-i Abbas’ın “radıyallahü anh” soyundan gelen ve Emevilerin yerini alan halifeler sülalesi. Bu hanedana ilk atalarına nisbetle “Haşimiler” de denilmektedir. Abbasilerin iktidara gelmesi, Emevi idaresinden memnun olmayan grupların lider kadrolarının yoğun propagandası ve bunların etrafında toplanan büyük bir kitlenin faaliyeti neticesinde mümkün olmuştur. Gerçekten de Emevi hanedanından İkinci…






