Geçen hafta Cuma Divanı adlı köşemde işlediğim konu ile ilgili olarak “Mil-Diyanet Sen” Başkanı Celaleddin Gül sosyal medyada bir açıklama yapmış. Üyelerine de, elinizden geldiği kadar paylaşın, diyerek destekte bulunmalarını istemiş. Aslında zırva tevil götürmez sözüne uygun olarak yazısı muhatap alınacak, açıklaması değer verilecek bir durumda değildi. Zaten pek çok okuyucu da yorumlarında bunu belirtmişti….
Kategori: Gazete makaleleri
Görmez’in yıkım ekibi görev başında mı?
Henüz 14-15 yaşlarındayım. İmam Hatip lisesine gidiyorum. Cuma namazını genelde Kemal Dede Camii’nde kılıyorduk. Yaşlı ve çok sevilen bir imam hatibi vardı. Bazen cuma namazında cemaati şöyle uyarırdı: “Ey cemaat-i müslimin! Hutbe okunurken sakın yanınızdaki ile konuşmayın. Namazınız bozulur. Çünkü hutbe iki rekât namaz yerine geçer. Namazda gibi sessiz olmalısınız. Ben dua ederken ‘âmin’ bile dememelisiniz…”…
“Gitsin” korosuna tarihî bakış!
Pandemi öncesinde Almanya’ya sık sık kitap fuarı için gidiyordum. Bir defasında gençler programdan sonra çevremi sardılar. Beni beş dakika diyerek bir sohbete davet ettiler. Biliyordum ki o beş dakikanın bana faturası en az iki saat olacaktı. Bu itibarla kendilerine ayakta beş dakikalık bir sohbet yaptım ve “tamam sohbetimiz bitti” dedim. Eh bir şey de söyleyemediler tabii. Kendilerine;…
Cumhurbaşkanımız zuhr-i âhir namazını kılmadı mı?
Geçen hafta zuhr-i âhir namazını kaleme aldım. Türkiye’nin hemen her yerinden mailime ve telefonuma yüzlerce tebrik mesajı geldi. Sosyal medyada büyük destek geldi. Gerçekten dinimiz üzerinde yapılan değişikliklerden artık milletimize gına gelmiş durumda. Bu işin içinde Diyanet olunca, üzüntü daha da büyük oluyor. Arayanlar; “Bir dönem FETÖ, Kutlu Doğum Haftası, dinler arası diyalog, İbrâhimî dinler vb….
Zuhr-i âhir namazına müdahale!
Kıymetli dostum Ebubekir Sofuoğlu Bey her cuma günü sosyal medyada şöyle sesleniyor: “Ne oluyor yahu! Cemaat camide, imam müezzin ortada yok! 1400 yıllık cuma namazını neden değiştiriyorsunuz?” Evet, imamlar cuma namazında farzı veya akabinde son sünneti kıldıkları gibi hemen dua edip çıkmaya başladılar. Böylece zuhr-i âhir namazını kaldırdılar. Kimin ne namazını kılıp kılmayacağına karışacak değiliz. Fakat 1400…
Kontrollü darbe mi?
2010 yılında talebelerime bir söz söylemiştim: “Evladım asker darbe yapsa iki veya üç sene sonra yerini sivil siyasete bırakır ve kışlasına çekilir. Fakat bu defa gelenler 100 sene bırakmazlar. Dikkatli olunuz!..” Evet, 2010 yılında bu sözü bana söyleten ne idi? FETÖ artık devletin her kademesine sızmış bulunuyordu. Sadece devlet mi, hayır! Neredeyse bütün siyasi partiler,…
Padişahları tanımak için!
Osmanlı padişahları anlatılmak istendiği zaman akla daha çok savaşlar, büyük mücadeleler, yönetim, idare, siyaset ve nihayetinde şahsiyet yapıları gelir. Padişahların şahsiyetleri genelde zafer veya yenilgilerine göre değerlendirilir. Oysa bu konuda en önemli bilgiler onların sözlerinde, sohbetlerinde, eserlerinde gizlidir. Şurası muhakkak ki padişahların hiç bozulmamış ikinci elden gelmeyen doğrudan bize ulaşan ve doğruluğu mutlak olan verileri…
Bir ajan kavram: “İbrahimî Dinler!”
Türkiye 2013 yılından beri FETÖ örgütü ile amansız bir mücadele veriyor. Peki, gerçekte bu bir FETÖ mücadelesi midir? Yoksa onları piyon olarak kullanan Batı-Haçlı dünyasının projelerini durdurma mücadelesi midir? Zira ABD, FETÖ eliyle kurdurduğu okullarda ne yazık ki gençlerimizi mankurt etmeyi başarmış ve aynı gençlerimizle bütün dünyadaki Müslümanlar üzerinde kendi misyonunu gerçekleştirmek üzere yelken açmıştı….
İstanbul Sözleşmesi’nin ardından
Bu köşemde İstanbul Sözleşmesi ile ilgili olarak çok yazılar kaleme aldım. Nasıl ortaya çıktığı ve kimlerin projesi olduğunu defalarca belirttim. En fazla savunduğu Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projesinin nasıl bir melanet olduğunu gösterdim. Sebep olduğu hadiseleri her zaman dile getirdim. Buna okurlarım şahittir. Öte yandan İstanbul Sözleşmesi ile birlikte yerden mantar biter gibi kadın dernekleri türemişti. LGBTİ’li dernekler neredeyse…
Ülkücü
Geçtiğimiz hafta Ereğli’den çok kıymetli bir abimiz rahmet-i rahmana kavuştu. Aramızda özel bir muhabbet ve dostluk vardı. Rahmetli ile tanışmadan evvel üç evladı ile yolumuz kesişmiş cüzi de olsa ilgilenmiştik. Bu itibarla sırf tanışmak ve teşekkür etmek için İstanbul’a gelmiş ve beni bulmuştu. Abdullah Toplu Bey… Muhabbete başlarken -ben ülkücüyüm- demiş ve ardından hemen ilave etmişti:…
Kışla Camii
Geçen haftaki yazımda Taksim Camii’nin yapılış serüvenini kaleme alırken evvelce yerinde Kışla Camii’nin olduğundan bahsetmiş ve onun hazin hikâyesini gelecek hafta anlatalım demiştik. Bu konu gerçekten büyük önem arz etmektedir. Zira son dönemlerde Sultan Vahideddin Han için “Cami satan adam” diye devamlı karalama kampanyalarının yapıldığına şahit olmaktayız. Hatta meşhur bir köşe yazarı sırf bu sebeple kendisine “Sultan Mahvettin” diyerek hakaret edici…
Taksim Camii
Bazı köşe yazarları ve internette bazı basın yayın kuruluşları ve bazı siyasetçiler Sultan Vahideddin Han’ı “cami satan devlet adamı” diye gece gündüz karalamayı ve kötülemeyi marifet olarak görürler. İnterneti gezdiğinizde bu konuda onlarca habere rastlarsınız. Padişaha hakaretlerle dile getirilen “bu cami meselesi acaba hangisi?” dediğinizde karşınıza Taksim’deki Kışla Camii çıkar. Kışla Camii’nin gerçekten de çok hazin bir geçmişi vardır. Biz onun hikâyesini…






