Birkaç haftadır ısrarla Türk milletinin bin yıllık itikadını bozacak şekilde faaliyet gösteren kurumlar ve kişiler hakkında yazıyoruz. İşin ne denli tehlike kesbettiğini anlayamayanlar bizim bu tavrımızı şahsi bir düşmanlığa hamledebiliyor. Hâlbuki mesele sanıldığından çok daha büyük bir tehlike arz ediyor. Tahribat ve onun neticesindeki bozulma bu şekilde devam ederse cümlelere dökmek istemediğimiz bir noktaya varacağımız…
Kategori: Reddiyeler
Bardakoğlu ve KURAMER!
Sık sık Türkiye’deki reformist ekibin işlediği ve işlemek istediği şeni fiillerden bahsediyoruz. Bu ekibe çeyrek asırdır Ali Bardakoğlu, Mehmet Görmez ve Ankara Okulu denilen grup öncülük ediyor. Artık İlahiyat Fakültelerinde de iyice kök salmış durumdalar… Diyanet İşleri Başkanı oldukları dönemde Diyanet’i FETÖ’nün misyonuna doğru çeken bu ikili, çalışmalarına bugün de tam gaz devam ediyor. Ali Bardakoğlu KURAMER’in, Mehmet Görmez de…
Fötr şapkalı filozof Taha Abdurrahman!
Fas’ın meşhur filozoflarından Taha Abdurrahman’ın kitapları son birkaç yıldır Türkçeye de tercüme edilmeye başlanmıştı. Fakat neredeyse hiç ses getirmemişti. Birdenbire devreye Mehmet Görmez ve ekibi girdi. Tabiri caizse bir anda ülkemizde Taha Abdurrahman rüzgârı estirdiler. Üç gün boyunca (23-25 Temmuz) İDE’den İSAM’a Gazi Üniversitesi’nden Külliye’ye kadar pek çok noktada konferanslar verdirdiler, sohbetler ettirdiler. Gençlerimize “dinde yeni bir çığır açacak âlim” diye…
Yeni bir Süpermen bulundu!
Yanlış anlaşılmasın! Bu Süpermen bir anda darda olanın imdadına koşmuyor. Çok özel güçlere sahip değil. Havada uçmuyor. Pencereden dalmıyor. Suda veya uzayda istediği kadar kalamıyor. X-ray görüşü, teleskobik görüş, mikroskobik görüş ve benzeri görüş yetenekleri bulunmuyor. Havasız ortamda kalamıyor. Enerji ememiyor. Süper duyma, süper görme ve süper koklama yetenekleri bulunmuyor. Yahu bu nasıl bir Süpermen…
Hapisten reformist olarak çıktı!
DİYK üyesi Enbiya Yıldırım’ın öve öve bitiremediği Seyit Kutup, İslam’da nasıl izler bırakmıştır devam edelim… Seyit Kutup, hayatını iki döneme ayırmaktadır. Birincisi, sosyalizme yöneldiği ve daha çok edebî çalışmalara ağırlık verdiği dönemdir. Kendisi hayatının bu devresini sonradan “cahiliye dönemi” olarak anacaktır. O, sosyalizm davası uğruna hapse dahi girecektir. Hapiste iken ne olduğu, kimin tesiri altında kaldığı, kimlerle düşüp kalktığı bilinmez. Şurası…






