ÖNSÖZ Birlik ve beraberlik devletlerin başarı temellerinden birisi ve belki de en önemlilerindendir. Yalnız, birlik ve beraberlik denildiğinde ne anlamalıdır. Herkesin tekdüze düşünmesi, aynı fikirleri taşıması, aynı görüşlere sahip olması mıdır? Elbette ki değildir. Zîra her insanın aynı düşüncelere sahip olması, aynı fikir ve görüşü paylaşması mümkün değildir. Eşyanın tabiatına aykırıdır. Şayet herkes aynı görüş,…
Kayı-IV Ufukların Padişahı: Kanunî
ÖNSÖZ “Bizim askeri sistemimizle Türk askeri sistemini karşılaştırınca geleceğin bize neler hazırladığını düşünüp korkudan titriyorum. Karşılaşan iki ordudan biri galip gelecek ve bu muhtemelen Türk ordusu olacaktır. Çünkü Türk ordusu sırtını kuvvetli bir İmparatorluğun geniş kaynaklarına dayamış, zinde, tecrübeli, sarsılmamış bir kuvvet. Askerleri zafere alışmış, zor şartlara dayanma kuvvetine sahip, intizam ve disipline riayetkâr, uyanık…
Kışla Camii
Geçen haftaki yazımda Taksim Camii’nin yapılış serüvenini kaleme alırken evvelce yerinde Kışla Camii’nin olduğundan bahsetmiş ve onun hazin hikâyesini gelecek hafta anlatalım demiştik. Bu konu gerçekten büyük önem arz etmektedir. Zira son dönemlerde Sultan Vahideddin Han için “Cami satan adam” diye devamlı karalama kampanyalarının yapıldığına şahit olmaktayız. Hatta meşhur bir köşe yazarı sırf bu sebeple kendisine “Sultan Mahvettin” diyerek hakaret edici…
Anadolu’nun Mayası Ahmet Yesevi ve Hacı Bektaş Veli
Bugün, kendi tarihimize dair ciddi bilgi kirliliği yaşıyoruz. Yazdığınız eserlerde –mesela Türk sufiliğine bakışlar- incelediğimizde geçmişe referanslar gönderilen pek çok konu öz olarak anlatılıyor. Tarihi gerçeklik üzerinden gittiğimizde bugün uzantıları olan bazı meşreplere ait o zamanki öz, bugün çok farklı mecralarda…Oysa bugün dahi bir Yesevi kültürü’nde herkesin hoşuna giden, içimizi titreten, hepimizi duygulandıran taraflar var….
Kayı-V Kudret ve Azamet Yılları
ÖNSÖZ Elinizdeki KAYI serisinin beşinci kitabı Kanunî Sultan Süleyman devrinin kapanması ile başlamakta ve Sultan I. Ahmed devri sonuna kadar gelmektedir. Osmanlı tarihinin altmış bir yıllık devresidir. Klasik Cumhuriyet devri zihniyetine göre Osmanlı Devleti’nin, Kanunî’den sonra duraklama dönemine girdiği kabul edilir. Aslında Osmanlı tarihinin bölümlere ayrılması, imparatorlukla ilgili önyargıların bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Osmanlı’dan…
Kayı-VI İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş
17. asrın son yirmi yılına girildiğinde Osmanlı Devleti gücünün ve kudretinin zirvesinde, dünya siyasetinde etkin bir şekilde hükmünü icra ediyordu. Dünyada yenemeyecekleri bir devlet yoktu. Bu yüzyılda İran ve Avusturya ordularına karşı serdarlar seviyesinde mücadele veriyorlardı. Bazen devlet adamları arasındaki çekişmelerden kaynaklı bozgunlar yaşansa da birlik olduklarında zafer kolayca kazanılıyordu. Nitekim IV. Murad Han İran…
Kayı-VII Kutsal İttifaka Karşı
Ünlü tarihçi Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen tarihin, gerek bireyler, gerekse milletler üzerindeki tesirinden bahsederken şöyle demektedir: “Tarih gür bir kaynaktır. Bu kaynaktan içme bahtiyarlığına erişenler geçmişi, içinde bulunduğumuz zamanı ve geleceği aydınlık görürler. Bu kaynaktan içme bahtiyarlığına erişemeyenler ise karanlıkta yol bulmaya çalışanlar gibi tökezlemekten hatta düşmekten kurtulamazlar.” KAYI ana başlıklı Osmanlı tarihinin serüveni,…
Kayı-VIII Islahat, Darbe ve Devlet
Yâr odur ki bun deminde yâr ola Şâdlıkta her kim ola yâr ola İnsanların tıyneti, değeri büyük ölçüde zor zamanlarda belli oluyor. Dostluğu ve arkadaşlığı sıkıntılı zamanlarda anlaşılıyor. Onun için atalarımız dostları “iyi gün” ve “kara gün” dostları olarak ayırmıştır. Devletlerin de böyle devirleri vardır. Yaşamakta olduğumuz günler de bunun en…
Kayı-IX Sonun Başlangıcı
II. Mahmud Han büyük ve kanlı bir ihtilalin sonunda tahta çıkarılmıştı. Yılların çalışmalarının bir anda yerle yeksan olduğuna şahit olmuştu. İsyanlar, muharebeler ve devletinin taksim edilmesi teşebbüsleri ile karşı karşıya kaldı. Fakat o, ümit ve cesaretini asla yitirmeyecektir. Her türlü ağır şartlara karşı, ecdadına yakışır azim ve idare ile mücadelesini devam ettirecekti. Zamanı kollayacak ve…
Kayı-X II. Abdülhamid Han
Tarihçilerin umumiyetle ittifak ettikleri bir husus, en çok tahrif edilmiş, yanlış yorumlanmış, iftira ve karalamalara uğramış devletin Osmanlılar olduğudur. Bu tahrif içerisinde şüphesiz aslan payını da II. Abdülhamid Han almıştır. Araştırdıkça değeri anlaşılan ve her geçen gün biraz daha hayranlık duyulan II. Abdülhamid Han, vefatının üzerinden tam bir asır geçtiği halde nesillerimize neden anlatılamadı? Belki…
Kayı-XI Elveda
Sultan II. Abdülhamid Han tahttan indirilmiş ve on yıldan fazla bir zamandır iktidar arzusuyla yanıp tutuşan İttihatçılar devleti ele geçirmişlerdi. Kendilerine iktidara geldiklerinde neler yapacakları sorulduğu zaman hele bir Padişah’ı devirelim onu da geldiğimizde düşünürüz demişlerdi. Halbuki düşünme melekelerini çoktan yitirdiklerinin ve kadim düşmanlarının fikir cenderesi altında kaldıklarının farkında değillerdi. Zira tek düşündükleri II. Abdülhamid…
Taksim Camii
Bazı köşe yazarları ve internette bazı basın yayın kuruluşları ve bazı siyasetçiler Sultan Vahideddin Han’ı “cami satan devlet adamı” diye gece gündüz karalamayı ve kötülemeyi marifet olarak görürler. İnterneti gezdiğinizde bu konuda onlarca habere rastlarsınız. Padişaha hakaretlerle dile getirilen “bu cami meselesi acaba hangisi?” dediğinizde karşınıza Taksim’deki Kışla Camii çıkar. Kışla Camii’nin gerçekten de çok hazin bir geçmişi vardır. Biz onun hikâyesini…






