Peygamber efendimizin “aleyhisselâm” 628 senesinde Hayber Kalesinin fethiyle netîcelenen zaferi. Hayber, Peygamber efendimiz devrinde, Yahûdîlerin toplandığı bir merkezdi. Peygamber efendimiz Medîne’ye hicret ettiğinde, orada bulunan çeşitli Yahûdî kabîleleriyle antlaşma yapmışlardı. Antlaşmaya gore Müslümanlarla sulh içinde yaşayacaklardı. Ancak Benî Nâdir adlı Yahûdî kabîlesi, antlaşmayı bozarak Peygamberimize sûikast tertiplediler. Bu sebeple Medîne’den çıkarıldılar. Benî Kureyzâ adındaki Yahûdî…
Yermük Harbi
Hâlid bin Velîd “radıyallahü anh” komutasındaki İslâm ordusunun Yermük’te Bizanslılarla yaptığı muhârebe. Hazret-i Ebû Bekr “radıyallahü anh”, Hâlid bin Velîd’i Irak’ın fethiyle görevlendirdikten sonra, Şam ve civârı için de ayrı bir ordu hazırlığına başladı. Hicretin 12. yılının sonlarına doğru Amr bin Âs, Yezid bin Ebî Süfyan, Ebû Ubeyde bin Cerrah ve Şurabbil bin Hasene “aleyhimürrıdvan” gibi dört büyük komutan…
Mute Harbi
İslâm ordusu ile Bizanslılar arasında Hicret’in sekizinci (M.629) yılında yapılan savaş. Mûte; Kudüs’ün güneyinde bir kasabanın adıdır. Peygamber efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” etraftaki kabîlelere ve dünyâ hükümdârlarına İslâm dînine dâvet için elçiler gönderiyor, bununla ilgili bir de mektup veriyordu. Bu elçilerden biri de Eshâb-ı kirâmdan Hâris bin Umeyr Ezdî radıyallahü anh olup, Busra vâlisine…
Halife
Allahü teâlânın emirlerinin yerine getirilmesinde Peygambere vekil olan zât. Emîr-ül-mü’minîn, İmâm-ül-müslimîn yerine kullanılan bir tâbir olup, bütün Müslümanların emîri, hükümdârı mânâsına gelir. Kelimenin çoğulu, hulefâ’dır. Bu tâbir, tekil ve çoğul olarak Kur’ân-ı kerîmde geçmektedir. İlk halîfe ünvânı verilen, hazret-i Ebû Bekr’dir “radıyallahü anh”. Kendisine Halîfe-i Resûlullah (Resûlullah’ın halîfesi) denilmiştir. Tasavvuf ilminde kâmil bir mürşidin, talebeleri içinden, talebe yetiştirmeye ehil olanlara, usûlüne…
İsmâil Fakîrullah
Anadolu’da yetişen evliyânın büyüklerinden. İsmi, İsmâil bin Kâsım bin Abdülcemâl’dir. Fakîrullah diye tanınır. 1067 (m. 1656) senesinde Siirt’in Tillo kasabasında dünyâya geldi. Babasının yerine müderrislik yaparak binlerce talebe yetiştirdi. Tasavvuf yolunda yükselerek evliyâlıkta Gavs makâmı denilen üstün derecelere sâhip oldu. 1147 (m. 1734) senesinde doğduğu yer olan Tillo’da vefat etti. Dedesi Molla Abdülcemâl, Peygamber efendimizin…
Erzurumlu İbrâhim Hakkı hazretleri
Anadolu’da yaşayan evliyânın ve ulemânın büyüklerinden. Babası Osman Efendi de evliyâdan bir zât idi. İbrâhim Hakkı 1115 (m. 1703) senesinde Erzurum’un Hasankale kasabasında doğdu. Tillo’da İsmâil Fakîrullah hazretlerinden ilim öğrendi. Onun sohbetleriyle kemâle geldi. Sofiyye-i aliyye ismi verilen evliyânın büyükleri arasına girdi. Kâdirî idi. Bir ilim ve ma’rifet hazînesi olan “Ma’rifetnâme” isimli eseri pek kıymetlidir….
Veysel Karanî
Tabiînin büyüklerinden. İsmi, Üveys bin Âmir’dir. Yemen’in Karn köyünde doğduğu için Karnî nisbesiyle bilinir. Memleketimizde Veysel Karânî diye meşhûr olmuştur. Doğum târihi belli değildir. 657 (H. 37)’de Sıffîn muharebesinde şehîd edildi. Yemen’in Karn beldesinde doğup büyüyen Üveys-i Karnî, Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” sağlığında müslüman olmasına rağmen onu göremediği için Sahâbî olamadı. Peygamber efendimizin…
Süleyman Şah (Kutalmışoğlu)
Anadolu fâtihi ve Türkiye Selçuklu Devleti’nin kurucusu, ismi, Rükneddîn Süleyman’ bin Kutalmış bin Arslan Yabgu bin Selçuk’dur. Babası Kutalmış, Tuğrul Bey’e karşı saltanat mücâdelesi yapmış ve onun ölümü üzerine payitaht olan Rey’e girerek hükümdarlığını îlân etmişti. Fakat aynı maksadla hareket eden yeğeni. Alb Arslan ile yaptığı savaşta ölmüş ve oğulları, Alb Arslan tarafından muhafaza altına…
Sultan
Sultan, İslâm devletlerinde hükümdara verilen ünvan, devlet başkanı. Arapça salt kökünden gelen kelime mânâ olarak iktidar sahibi dernektir. Bu itibârla devlet başkanının, îcâb ettiğinde, emirlerini kuvvet kullanarak da yaptırabildiğini ifâde eder. Sultan tâbiri müslüman hükümdarlarının bilhassa sünnî kısmına verilen bir ünvan olup; pâdişâh, hakan, han, hükümdar ve melik yerine kullanılmıştır. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem”…
Bâb-ı Âlî
6Osmanlı Devleti’nde sadrâzamlık makamının ve bâzı idâri kuruluşların bulunduğu devlet idâresinin merkezi sayılan yer. Bu tâbir daha çok on dokuzuncu asrın başından îtibâren kullanılmaya başlandı. Bâb; kapı, âlî; yüksek, yüce mânâlarına gelmekte olup, Bâb-ı âlî; yüksek kapı demektir. İslâm ve Türk târihinde birliğin ve kuvvetin temsilcisi olarak kabul edilen devletin ve hükümetin merkezleri yüksek ve…
Oğuzlar
Bugün; Türkiye, Balkanlar, Azerbaycan, İran, Irak ve Türkmenistan’da yaşıyan Türklerin ataları olan büyük bir Türk boyu. Oğuzlara Türkmenler de denir. Oğuz kelimesinin türeyişiyle ilgili çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. Kelimenin boy, kabîle mânâsına gelen “Ok” ve çokluk eki olan “z”nin birleşmesinden “Okuz” boyları anlamında olduğu ileri sürüldüğü gibi, oyrat (haşarı, yaramaz) kelimesinin eşanlamlısı olduğunu iddia edenler…
Fakihler ve veliler yurdu idi!
Bugün gençlerimizin top peşinde koştukları gibi, Osmanlılar döneminde de ilim irfan peşinde koşarlardı. Onlar ya medresede idiler veya bir şeyhin dergâhında bulunurlardı. Canları Hak ile değilse kendilerini ölü sayarlardı. Bu yaşantının sürdüğü şehirlerden biri de Bursa idi. Bursa Osmanlının kuruluş döneminde zirve şehirdir. Osmanlılarla birlikte İslamiyet’le tanışan şehir, ilk günden itibaren Dursun Fakı, Davud-ı Kayseri,…






