Bugün, kendi tarihimize dair ciddi bilgi kirliliği yaşıyoruz. Yazdığınız eserlerde –mesela Türk sufiliğine bakışlar- incelediğimizde geçmişe referanslar gönderilen pek çok konu öz olarak anlatılıyor. Tarihi gerçeklik üzerinden gittiğimizde bugün uzantıları olan bazı meşreplere ait o zamanki öz, bugün çok farklı mecralarda…Oysa bugün dahi bir Yesevi kültürü’nde herkesin hoşuna giden, içimizi titreten, hepimizi duygulandıran taraflar var….
Kayı-V Kudret ve Azamet Yılları
ÖNSÖZ Elinizdeki KAYI serisinin beşinci kitabı Kanunî Sultan Süleyman devrinin kapanması ile başlamakta ve Sultan I. Ahmed devri sonuna kadar gelmektedir. Osmanlı tarihinin altmış bir yıllık devresidir. Klasik Cumhuriyet devri zihniyetine göre Osmanlı Devleti’nin, Kanunî’den sonra duraklama dönemine girdiği kabul edilir. Aslında Osmanlı tarihinin bölümlere ayrılması, imparatorlukla ilgili önyargıların bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Osmanlı’dan…
Kayı-VI İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş
17. asrın son yirmi yılına girildiğinde Osmanlı Devleti gücünün ve kudretinin zirvesinde, dünya siyasetinde etkin bir şekilde hükmünü icra ediyordu. Dünyada yenemeyecekleri bir devlet yoktu. Bu yüzyılda İran ve Avusturya ordularına karşı serdarlar seviyesinde mücadele veriyorlardı. Bazen devlet adamları arasındaki çekişmelerden kaynaklı bozgunlar yaşansa da birlik olduklarında zafer kolayca kazanılıyordu. Nitekim IV. Murad Han İran…
Kayı-VII Kutsal İttifaka Karşı
Ünlü tarihçi Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen tarihin, gerek bireyler, gerekse milletler üzerindeki tesirinden bahsederken şöyle demektedir: “Tarih gür bir kaynaktır. Bu kaynaktan içme bahtiyarlığına erişenler geçmişi, içinde bulunduğumuz zamanı ve geleceği aydınlık görürler. Bu kaynaktan içme bahtiyarlığına erişemeyenler ise karanlıkta yol bulmaya çalışanlar gibi tökezlemekten hatta düşmekten kurtulamazlar.” KAYI ana başlıklı Osmanlı tarihinin serüveni,…
Kayı-VIII Islahat, Darbe ve Devlet
Yâr odur ki bun deminde yâr ola Şâdlıkta her kim ola yâr ola İnsanların tıyneti, değeri büyük ölçüde zor zamanlarda belli oluyor. Dostluğu ve arkadaşlığı sıkıntılı zamanlarda anlaşılıyor. Onun için atalarımız dostları “iyi gün” ve “kara gün” dostları olarak ayırmıştır. Devletlerin de böyle devirleri vardır. Yaşamakta olduğumuz günler de bunun en…
Kayı-IX Sonun Başlangıcı
II. Mahmud Han büyük ve kanlı bir ihtilalin sonunda tahta çıkarılmıştı. Yılların çalışmalarının bir anda yerle yeksan olduğuna şahit olmuştu. İsyanlar, muharebeler ve devletinin taksim edilmesi teşebbüsleri ile karşı karşıya kaldı. Fakat o, ümit ve cesaretini asla yitirmeyecektir. Her türlü ağır şartlara karşı, ecdadına yakışır azim ve idare ile mücadelesini devam ettirecekti. Zamanı kollayacak ve…
Kayı-X II. Abdülhamid Han
Tarihçilerin umumiyetle ittifak ettikleri bir husus, en çok tahrif edilmiş, yanlış yorumlanmış, iftira ve karalamalara uğramış devletin Osmanlılar olduğudur. Bu tahrif içerisinde şüphesiz aslan payını da II. Abdülhamid Han almıştır. Araştırdıkça değeri anlaşılan ve her geçen gün biraz daha hayranlık duyulan II. Abdülhamid Han, vefatının üzerinden tam bir asır geçtiği halde nesillerimize neden anlatılamadı? Belki…
Kayı-XI Elveda
Sultan II. Abdülhamid Han tahttan indirilmiş ve on yıldan fazla bir zamandır iktidar arzusuyla yanıp tutuşan İttihatçılar devleti ele geçirmişlerdi. Kendilerine iktidara geldiklerinde neler yapacakları sorulduğu zaman hele bir Padişah’ı devirelim onu da geldiğimizde düşünürüz demişlerdi. Halbuki düşünme melekelerini çoktan yitirdiklerinin ve kadim düşmanlarının fikir cenderesi altında kaldıklarının farkında değillerdi. Zira tek düşündükleri II. Abdülhamid…
Taksim Camii
Bazı köşe yazarları ve internette bazı basın yayın kuruluşları ve bazı siyasetçiler Sultan Vahideddin Han’ı “cami satan devlet adamı” diye gece gündüz karalamayı ve kötülemeyi marifet olarak görürler. İnterneti gezdiğinizde bu konuda onlarca habere rastlarsınız. Padişaha hakaretlerle dile getirilen “bu cami meselesi acaba hangisi?” dediğinizde karşınıza Taksim’deki Kışla Camii çıkar. Kışla Camii’nin gerçekten de çok hazin bir geçmişi vardır. Biz onun hikâyesini…
Filistin’i Araplar mı sattı?
Geçen hafta II. Abdülhamid Han’ın, siyonistlerin Filistin’de bir yurt kurma girişimlerine karşı ölümüne bir mücadele verdiğini belirtmiştik. II. Abdülhamid Han nezdinde yaptıkları onlarca teşebbüsten bir netice elde edemeyen siyonistler, hedeflerine ulaşabilmek için bundan sonra Osmanlı Devleti’nin yıkılması gereğine vurgu yapacaklardır… Nitekim Thedor Herzl, son yıllarında bu düşüncesini şöyle açıklayacaktır: “Bir tek plan aklıma geliyor. Sultan’a karşı…
Filistin dramına giden yol
İsrail, Filistin’de yaklaşık yüzyıldır Müslümanlar üzerinde sistemli bir tarzda baskı, yıldırma ve katliam hareketlerini devam ettiriyor. Filistinlileri göçe zorluyor. Filistinlilerin sadece ülkesini işgal etmekle kalmıyor sakinlerinin evlerini ellerinden alıp arazilerini gasbediyor. Belirli aralıklarla bu faaliyetini acımasızca devreye sokuyor. Dünyanın her yerindeki Müslüman kamuoyu, İsrail’in bu kanlı diktatörlüğüne sert tepkiler verirken İslam İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere İslam…
Ahh şeref ve haysiyet!
Ramazan-ı şerif bayramımız mübarek olsun. On bir ay hasretini çektiğimiz ramazan ayı sessizce geldi ve geçen yıl olduğu gibi bu sene de sessizce aramızda bulunup gitti… Heyecanla gerçekleştirdiğimiz çadır iftarları, sokak iftarları, teravihler, neşeli sohbet toplantıları Ramazan dünyamızda bu sene de görülmedi. Bayram kutlamaları da aynı mahzunluk içerisinde devam ediyor. Ancak İslam dünyasında bu mahzunluğu…






