1960 yılı sonlarıydı. Türkiye’nin üzerine bir ihtilal kâbusunun çöktüğü günlerdi. Büyük hedefler düşünen, genç beyinleri yetiştirebilmek için çırpınan, kafasında binbir ilmî projeler bulunan bir doçentimiz evinden çıktı. Fakültesine doğru gidiyordu. Sokakta ise gazete satıcısı çocuklar canhıraş bir şekilde bağırıyorlardı. Yazıyooooor, yazıyoooor!.. 147 profesörün üniversiteden atıldığını yazıyooooor! Evet, darbe olmuştu. Ortalık karışıktı. Kimse yarının ne olacağını bilemiyordu….
Padişahım nereye gidiyorsun?
Geçen hafta Cuma Divanı köşemde uzunca anlattığım üzere II. Mahmud Han’ın vefatı çok büyük şüpheleri barındırdığı hâlde ne gariptir ki tarihlerimizde hiç irdelenmeden hastalık denilerek geçiştirilmiştir. Hâlbuki hastalığının nüksetmesi ile birlikte bir taraftan doktorları bilinçli olarak yanından uzak tutulurken bir taraftan da yine doktorlarının koyduğu teşhis ve tedavi usullerine değer verilmemiştir. Doktorların sonradan şiddetle eleştirdikleri bu şüpheli kararların…
Bir nazlı geline iki güvey olmaz
Kılıca kılıç, şiire şiir bir mücadelenin hazin ve ibretli atmosferinde iki kardeş; Bayezid ve Cem… Yeni basılan bir kitap sebebiyle tekrardan gündeme gelen Bayezid-Cem mücadelesi, nedendir bilinmez (!) yine çarpık yaklaşımların hedefi olmuş… Osmanlı geçmişimize haksız hücum geleneğinin çokça istismarına konu olan bu mevzuyu tarihi objektivite ve beşer fıtratı dahilinde değerlendirmek gerekiyor. Bize düşen tarihten…
II. Mahmud Han’ın ölümü üzerinde sır perdeleri!
II. Mahmud Han, Osmanlı Devleti’nin 19. Asırdaki en kudretli padişahlarından biri idi. Belki en talihsizlerinden de biri olacaktı. Kendisine, amcası III. Selim Han’ın şehadeti ve IV. Mustafa’nın tahttan indirilmesi ile neticelenecek bir darbe sonucunda, ölümden kıl payı kurtularak taht yolu açılacaktı. Bir darbe neticesinde saltanata geçmek padişahta ne tür etkiler yapıyor bilinmez. Ancak devlet yönetiminde…
Miraç Gecesi
Mİ’RÂC GECESİ İslâm dîninin kıymet verdiği mübârek gecelerden. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın beden ve ruh ile berâber, uyanık iken göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü, Allahü teâlânın emri ile Cennet ve Cehennem’in kendisine gösterildiği gece. Mîrâc, lügatte “merdiven” demektir. Yüksek bir yere çıkılan âlet, vâsıta veya yükseğe çıkmak mânâlarına gelir. Mîrâc hâdisesi, Resûlullah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem),…
Aydın geçinen zavallılar!
Dün Sultan II. Abdülhamid Han’ın vefatının 103. Sene-i devriyesi idi. Kendisini rahmetle yâd ediyorum. Onu ve günümüzü anlamak açısından Tanzimat dönemini ve sonrası devlet adamlarını çok iyi tanımaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bu konuyu işlemeye devam edeceğim… Tanzimat fermanı ile birlikte, Osmanlı Devleti’nde ikiyüzlü bir politika işlemeye başlayacaktı. Bu politikanın esasını halka karşı hamasi nutuklar teşkil…
Vahideddin Hân-ın Şahsiyeti
Sultan Vahideddin, 4 Ocak 1861 senesinde, Dolmabahçe Sarayı’nda doğmuştur. Babası Sultan Abdülmecid annesi Fatma Gülistu Kadınefendi’dir. Henüz altı aylık iken babası Abdülmecid Han vefat etti. Yetim çocuk annesi Fatma Gülistu Kadınefendi ve ablası Mediha Sultan ile Eyüp’te eski bir sultan sarayı olan yalıya yerleşti. Ancak bu mesut tablo fazla uzun sürmeyecekti. Annesi Gülistu Hanım 1864…
II. Abdülhamid Hân’ın Şahsiyeti
21 Eylül 1842 Çarşamba günü sabah saat 5’te eski Çırağan Sarayı’nda doğdu. Babası Sultan Abdülmecid Han annesi Tir-i Müjgân Sultan’dır. On yaşında iken annesini kaybetti. Perestu Kadınefendi’nin bakımına verilen şehzade iyi bir eğitime de tâbi tutuldu. Küçük yaşta Arapça tahsiline başlamışlar, ilk öğrendikleri Arapça olmuştur. Ardından Farsçayı ve diğer ilimleri de tahsil etmiştir. Sonraki yıllarda…
Kâbe’nin sahibi vardır!
Uzun bir müddettir Yemen’de hüküm süren Himyeri hükümdarlarının kuvvetlerine zayıflık gelmesiyle Habeşliler, Arabistan yakasına geçip, Yemen’i ele geçirmişlerdi. Ordu kumandanlarından Ebrehe, zamanla halkın da desteğini sağlayarak Yemen’de idareyi ele geçirdi (537). Ebrehe, Yemen’e hâkim olduktan sonra Habeş Necâşîsi’ne bir mektup göndererek kendisine itaat arz ettiğini bildirdi. Necâşî de bir iç savaşa meydan vermemek için onun Yemen hâkimiyetini ve…
Mürşid
Resûlullah efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” izinde giderek kemâle gelen ve bundan sonra insanları irşâd eden (doğru yolu gösteren) İslâm âlimi. İnsanlara doğru yolu gösteren rehber, kılavuz. Allahü teâlâyı seven ve insanları O’nun sevgisine kavuşturan sâlih, iyi bir kul. Mürşid, lügatte “İrşad eden, doğru yolu gösteren, gafletten uyandıran, olgun, üstün bir kimse” mânâlarına gelir. Allahü…
Bid’at ve Bid’at Fırkaları
İslam dininde, Peygamber efendimiz ve O’nun dört halifesi zamanında bulunmayıp da, dinde sonradan meydana çıkarılan Sünnete, yani Muhammed aleyhisselamın bildirdiği din bilgilerine uymayan, itikat (inanış), amel (iş) ve sözler, hurafeler. Dinde yapılmak istenilen her değişiklik ve reform bid’attir. Sözlükte, önceleri olmayıp, sonradan ortaya çıkan şey manasına gelen bid’at, adette ve dinde olmak üzere ikiye ayrılır….
İbn-i Hazm
Endülüs’te yetişen filozof ve âlimlerden. İsmi; Ali bin Ahmed bin Sa’îd bin Hazm olup, künyesi Ebû Muhammed’dir. İbn-i Hazm diye meşhur olmuştur. Ceddi âzâdlı bir köleydi. 994 (H.384) te Endülüs’ün Kurtuba şehrinde doğdu. 1064 (H. 456) te vefât etti. Babası vezir olan İbn-i Hazm, çocukluğunda iyi bir terbiye almıştı. Ayrıca sarayda mükemmel bir eğitim ve…






