“Uzaktan davulun sesi hoş gelir” ve “Şeyh uçmaz mürit uçurur” gibi, acı gerçekleri ortaya koyan meşhur bazı deyimlerimiz vardır. Biz son iki asırdır, ülkemizde yetişen nice kıymetli şahsiyetlere gözümüzü kaparken uzaktan parlatılan simaları kahraman yaptık. Parlak nutuklarla hep onları övdük. Sapkın fikirlerini süzgeçten, elekten geçirmeden onlara teslim olduk. Öyle ki, müfredatımızı şekillendirenler bizi bambaşka bir rotaya soktular. Şimdilerde…
Kategori: Gazete makaleleri
Sanmayın gafilleriz!
Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han büyük haşmet ve ihtişamına rağmen tevazuu da asla elden bırakmazdı. Onun hacimli divanını inceleyenler bu yüce padişahın ölümü hiç unutmadığını, kibir ve gururdan uzak durduğunu görürler. O, ecdad-ı izamı gibi adaletin en büyük temsilcisidir. Bu itibarla haklı olarak “Kanuni” unvanını almıştır. 1526 Mohaç Meydan Muharebesi’nde aldığı Budin’i, adâletin ve barışın diyârı yapmıştı. Osmanlılar Budin’e…
Sultan’ın fermanı!
TRT1’de Barbaros ile alakalı “Akdeniz’in Kılıcı” dizisinden sonra şimdi de “Sultan’ın Fermanı” başladı. Birinci dizi tutmadı. Çabucak beklentilerin altına düştü. Zira artık TRT1’in tarih dizilerinden millet ümidini kesti. Beklediği eserler ortaya çıkmadığı gibi ortaya konan senaryolar, milleti derinden yaralamaya ve üzmeye devam ediyor. Bu konuda her hafta yüzlerce mail alıyorum. “TRT’nin tarihimize ve bahusus Barbaros Hayreddin Paşa’ya husumeti mi…
Mehmed Akif ve Mandal Hoca!
Geçen hafta, “bizden olanlar” veya “bizim adamlar” dediklerimizden yediğimiz darbelere değinmiştim. Zira onlara hep “bizim adam” hoşgörüsüyle yaklaşıyor ve hatalarını çoğu kez görmezden geliyor hatta savunuyorduk. Şayet zaman imkân verir de asıl yüzlerini gördüğümüzde çoğu kez iş işten geçmiş oluyordu. Bunlardan biri olan Mehmed Akif’e takılanlar yine az olmadı. Çünkü konuşanlar onu medh ü senanın ötesinde anmadılar. Hata ve kusurlarını hiç…
Bizden olanlar!
Osmanlıda ve hatta tarihimizde, devlet idaresinde “bizden olan” diye bir anlayış yoktu. Ehil olanlar işbaşına getirilirdi. Bunlar, ilgili kişilerle istişare ederler, karar alırlar ve eksiksiz uygulamaya çalışırlardı. İşbaşında olanların gaflete düştüm, hata ettim diye bir bahaneleri olamazdı. Onlardan tedbirlerini tam almaları ve hizmetlerini layıkıyla yürütmeleri istenirdi. Bir yere beylerbeyi, kadı vs. görevliler tayin etmekten maksat,…
Hazreti Mevlâna’ya muhabbet
Bu hafta Hazreti Mevlâna Muhammed Celaleddin Rumi’nin vefatının 749. yıl dönümü idi. Ne yazık ki son dönemlerde bu büyük veli ya hakkında çıkarılan iftiralarla gündeme geldi veya sema gösterilerine alet edildi. O ve eserleri sanki dünyamızdan çekildi gitti. TV’lerde doğru dürüst tek bir programa rastlamadım. Sözlerim fehmin kadardır kıl nigah Hasretim…
Futbolundan tarihine Fas!
Fas millî takımı dünya kupasında büyük bir başarıya imza attı ve yarı finale yükseldi. Bu, bir Afrika ülkesinin göstermiş olduğu en büyük başarı olarak spor tarihine geçti. Yarı final mücadelesinde 1956 yılında sömürgesinden kurtulduğu Fransa millî takımına karşı mücadele verdi. Ancak mükemmel oyununu golle taçlandıramadı. “Gönüllerin şampiyonu” olarak yarı finalde turnuvaya veda etti. Bu vesile ile Fas tarihinden bir…
Sinsi İngiliz politikası!
Geçen haftaki yazımda Murat Bardakçı Bey’in ortaya çıkardığı yüz yıllık belgeyi konu edinmiştim. Malumunuz belgede yurt dışına çıkmaya hazırlanan son Osmanlı Padişahı Vahideddin Han’ın linç edilmesi isteniyordu. Peki padişahın linç edileceğini ortaya koyan sadece bu belge mi vardı? Yoksa “Perşembenin gelişi çarşambadan belli mi idi?” Sultan Vahideddin, adım adım linç edilmeye doğru sürükleniyor muydu? Hadiseler gözden geçirildiğinde padişahın sonunun…
“Vatanı satan hain” tezi ve gerçekler!
17 Kasım 1922, Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahı Sultan Vahideddin’in bir İngiliz savaş gemisi (Malaya) ile Türkiye’den ayrılmasının yüzüncü yıl dönümü idi. Bu hadise sebebiyle son Osmanlı padişahı uzun yıllar tarihlerimize “vatanı satan hain padişah” olarak lanse edildi. Bu konuda zaman zaman farklı fikirler ortaya konmuş olsa da resmî tarihin tezahürü olarak vatanı sattı ve kaçtı bakışı ve değerlendirmesi hiç…
Bid’at ehlinin silahı!
Üç haftadır Hanefi mezhebinin reisi İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlerini köşemize taşıdık. Hayatını, şahsiyetini, mezhebini okuyucularımıza aktardık. Üç kıtada çağlarının en güçlü imparatorluklarını kuran ecdadımız hep onu ve yolunu rehber edinmişti. Onun yolu, şanlı peygamber efendimizin, “Benim ve Eshabımın yolundan gidenler” diyerek övdüğü ve müjdelediği yoldu. Bu itibarla ona uyanlar aziz oldular, devletli oldular, haşmetli oldular. Pek…
Eşsiz hukukçu!
Asırlarca Müslümanlar karşısında ezik ve mağlup olarak yaşayan Batılılar onu dininden, tarihinden, dilinden edebilmek için oyun içinde oyun, tuzak içinde tuzaklar kurdular!.. İki haftadır İmam-ı Azam hazretlerinden bahsettim. Zira onların en önemli silahlarından biri “bana Kur’ân ve hadis yeter” sözü olmuştu. Bu ifade bugün ilahiyat hocaları kanalıyla gençlerimize şırınga ediliyor. Hatta adına “tarihselci” denilen bazı madrabazlar bunu da…
İmâm-ı Âzam’ın örnek şahsiyeti
Ecdadımız gençlerine dinini, imanını, mezhebini, ahlakını, milletini sevmeyi, gaza ve şehitlik arzusunu kazandırırdı. Nitekim şu beyitler ile başlayan kaside ilk mektepte gençlerin ruhuna kazınır ve ölünceye dek hafızasından silinmezdi: Huda rabbim, nebim hakka Muhammeddir Resûlullah Hem İslam dinidir dinim, kitabımdır kelâmullah Akaidde Ehl-i sünnet oldu mezhebim hamdolsun Amelde Ebu Hanife mezhebi mezhebim vallah Dahi zürriyetim Âdem,…






