Akıllı telefonlar sahiplerine okul, yurt arkadaşlığından iş arkadaşlığına, gönül dostlarından siyasi birlikteliklere kadar çeşitli sosyal medya grupları meydana getirdi. İnsanlar düşüncelerini burada paylaşıyorlar. Bu mecraların kimisi savaş alanı gibi kimisi ise muhabbetine doyum olmayan sohbetlere kapı aralıyor. Bendenizin de birkaç grubu mevcut. Geçtiğimiz günlerde bunlardan birine İstanbul Sözleşmesi ile alakalı bir yazı düştü. Çok ibretlik olduğu için…
Her şey yalan, ölüm gerçek!
Şu korona günlerinde vefat haberlerini ve arkasındaki hazin hadiseleri incelediğinizde nice hakikatler meydana çıkıyor ve nice ibretlik hâller görülüyor. Aslında her hayat bir ibretler manzumesidir. Hüner ise onu görebilmektedir. Bakınız korona vakasında iki, dört, sekiz can verdiğimiz günlerde daha büyük endişe yaşıyor ve korku içerisinde evlere kapanıyorduk. Şu anda ise günde seksen, yetmiş, altmış vatandaşımızı…
Pik yapan virüs: İstanbul Sözleşmesi!!!
Diyanet İşleri Başkanımız Ali Erbaş, ramazan ayının ilk cuma günü verdiği hutbede eş cinsellik ve evlilik dışı ilişkiyle ilgili çok önemli değerlendirmelerde bulundu… Zina ve eş cinselliğin hastalıkları da beraberinde getirdiğini ve nesilleri çürüttüğünü ifade ederek şöyle konuştu: “İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lutiliği, eş cinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti? Hastalıkları beraberinde getirmesi ve…
Dua ve zikre bid’at diyen Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi!
Kitapları ve eserleri olan insanlar, bu fâni dünyadan çekilseler de fikir ve düşünceleri ile yaşamaya devam ediyorlar. Doğru veya yanlış yolda insanları etkilemeyi sürdürüyorlar. Bu itibarla yazılan ve asırlar ötesine bırakılan yazı ve eserler elbette çok önemlidir… Eskiler, “Sadrda kalmaz satırda kalır” derlerdi. Öyleyse yazı, makale ve eser sahipleri bu sorumluluğu asla unutmamalıdır. Nitekim günümüzde sosyal mecrada…
GAZETEM!
Gazeteden ödül kazandım Köyde doğup büyümeme rağmen (1960’lı yıllar) çok küçük yaştan itibaren gazete kültürü edinmiş ve köşe yazarları ile yoğrulmuş biriyim. Köyümüzün Boyabat’a en fazla üç kilometre uzaklıkta oluşu benim için büyük bir avantajdı. Rahmetli dedem her gün mutlaka bir Tercüman gazetesi alır veya kasabaya gidenlere aldırtırdı. Arkası yarın romanları, pehlivan tefrikaları, köşe yazıları…
Cahil cesur olur!
Bazı meselelerde ahkâm kesenleri görünce Şanlı Peygamber Efendimizin “el cahilü cesûrun” hadis-i şerifi aklıma geliyor. Gerçekten de cehalet ne kadar kötü bir şey! Bu memleket okumuş aydınların ihaneti kadar iyi niyetli cahillerin de büyük zararını görmektedir. Nitekim şu korona musibetiyle uğraşılan günlerde bu duruma bir kez daha şahit olmaktayız. Hatırlayalım koronanın çıktığı günlerde birileri önce umre meselesine…
Türk’ü doğru tanımak!
Şurası muhakkak ki, Türk milleti İslamiyet öncesinde de büyük imparatorluklar kurmuştu. Oğuzlar, Hunlar, Göktürkler, Avarlar, Hazarlar, Kırgızlar, Türgişler, Karluklar bunlardandır. Bugün ilk büyük Türk devletinin Asya Hun Devleti olduğu kabul ediliyorsa da Türklerin bundan önce de büyük hâkimiyetlerinin olduğu reddedilemez bir gerçektir. Ancak burada konumuz Türk devletleri değil. Nedense İslam öncesi Türk devletleri denildiğinde gençlerimizin aklında…
Ayne’l-yakin yaşamak!
21 yıl önce, 17 Ağustos 1999 depremi ülkemizi derinden sarsmıştı. Bilhassa Marmara Bölgesi’nin büyük kısmında halkımız günlerce evine girememişti. Sokakta yatmak zorunda kaldığı o günlerde evine hasret kalmış ve bir evin nasıl bir nimet olduğunu o gün hakkıyla anlamıştı. İlme’l yakin ayne’l yakine dönüşmüştü… Sahip bulunduğumuz nimetleri derslerde talebelere anlatırsınız, evlatlarınızla konuşursunuz ve zaman zaman sohbetlerde…
İmanı yiyen virüs!
Kuramer’de yayımlanan, Montgomory Watt’ın “Muhammed Mekke’de” kitabından alıntıladığım -hâşâ- “Kur’ân-ı kerim Allah kelamı değildir. Peygambere beşer bir öğretmen tarafından yazdırılmıştır” şeklindeki ifadeleri, Cuma Divanı köşemde kaleme almamla birlikte, bilhassa ilahiyat fakültelerinde okuyan birçok talebeden bu yönde sorular ve açıklamalar gelmeye başladı. Bu genç kardeşlerim, bir kısım tefsir hocalarının maalesef bu tür fikirlerle dolu olduğunu hep müsteşriklerin ve bu mealde…
Herkesin çektiği kendi işinin cezası!
Üç ayların içerisindeyiz. Resulullah Efendimiz üç aylar girdiğinde şu duayı çok okurlardı: “Allahümme barik lena fi Receb’e ve Şaban ve belliğna Ramazan.” (Yarabbi bize Recep ve Şaban ayını mübarek kıl ve Ramazan-ı şerife ulaştır…) Bizim de bu duayı dilimize vird edindiğimiz günlerdeyiz. Birdenbire bir koronavirüs, nam-ı diğer “Covid-19” çıktı, tüm dünya ile beraber bizi de esir aldı. Bununla ilgili o kadar…
Gerçek virüsü de görelim!
Beden et ve deridir, rûh bunun serveridir. Hakkın kudret sırrıdır, rûhsuz kalıp hoş değil… Daimî olarak bedeni düşünürüz en küçük bir rahatsızlıkta doktora koşarız ama kalbin hastalıklarını hiç düşünmeyiz. Hatta kalp hastalıklarının ne olduğundan dahi belki haberimiz yoktur. Kalbin en büyük hastalıklarından biri dünyaya bağlanmak ve düşkün olmaktır. Bu hâl kişiyi pek…
Bitik bir profesörün son çırpınışları!
Tefsir Profesörü Mustafa Öztürk, nam-ı diğer “şövalye” hakkında son birkaç ay içinde iki üç yazı kaleme aldım. Akıl almaz hezeyanlarını belirttim. Din-i İslam’a uymayan sözlerine değindim Hakkımda “Dinime dahleden bari Müselman olsa” başlıklı bir yazı kaleme almış. Dini nedir bilemedim! Zira kendisine tevdi ettiğim şu suallerin cevabını hiç vermedi! “Kur’ân-ı kerimde Cenâb-ı Hakk çelişkiler içerisinde” diyen Ömer Özsoy ile “Kur’an-ı kerim’deki…






