Kervanı kollamakla görevli muhafız, bir gece uyuyakalmıştı. Hırsız gelip kervanı soydu. Aldığı malları bir yere gizledi. Sabahleyin kervan halkı uyanıp malların, gümüşlerin, develerin yerinde yeller estiğini gördü. Muhafıza çıkışarak; “Mallarımız ne oldu, söyle” diye bağırdılar. Uyumuş olduğunu söylemekten korkan muhafız; “Gece hırsızlar geldiler. Gözümün önünde ne var ne yok hepsini alıp götürdüler” dedi. Halk; “A utanmaz, korkak herif!…
Beyefendi adına zarar vermek!
Türkiye, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra üç senede üç seçim geçirdi. Nice sıkıntılı devrelerden geçti. Gerçekten beka meselesi denilen hassas devreleri atlattı. Ekonomik sıkıntılara katlandı ve hâlâ da katlanmaya devam ediyor. Böyle bir süreçte maalesef birçokları da hükûmette oluşunu veya devlet adamlarını kullanarak köşe devşirmeye, yanlış işler yapmaya, parasına para katmak üzere dalavereli işlere girmeye ve…
Otağ -III- Horasan’dan Anadolu’ya Selçuklular Sultan Alparslan
ÖNSÖZ Gaznelilere karşı elde ettikleri Dandanakan zaferi, Selçuk oğullarına devlet kurma yolunu açacaktır. Gazne orduları bu savaşın öncesinde de Selçuklular karşısında üst üste mağlubiyetler yaşamışlardı. İşte bu nihai savaşın (Dandanakan) evvelinde Sultan Mesud bir divan tertip etmişti. Burada yapılan görüşmelerin sonrasında Ebü’l-Fazl Beyhakî’nin Gazneli Sultan Mesud’la arasında şöyle bir konuşma geçmişti. Beyhakî: “Söylemek istediğim bir…
İktidarda “Mor Çatı” mı var?
Hak ve bâtıl, belâya varınca mücadele; İki çapraz çizgiyle çözüldü muadele. Üstad Necip Fazıl Kısakürek Bey tartışmaların alevlendiği zamanlarda işte böyle muhteşem bir beyti ile bütün bir mücadeleyi noktalardı. Çözümü gösterir, hakkı yerli yerine oturturdu. Bazen tarafların kendini belli etmesi ne kadar önemlidir. Safları gördüğün zaman kimin haklı kimin haksız olduğunu anında anlarsın. Onun için yanında…
KADEM yalnız değil!
Üç yılı aşkın bir süredir gazetemde önce “Pazar” sonrasında ise “Cuma Divanı” adlı köşemde yazılar kaleme almaktayım. Açıkçası en fazla tepki aldığım beş yazıdan biri de geçen hafta, “İstanbul Sözleşmesi (Avrupa Konseyi Sözleşmesi)” ve “Cinsiyet Eşitliği” konusunda yazdıklarım oldu. Konu hakkında şikâyetçi sayısı beni ürküttü. Taksim’de neyin onuru olduğu belli olmayan LGBT’liler yürüyüşünden sonra, aile sistemimizin bataklığı hâline gelmiş bulunan İstanbul Sözleşmesi’ne ciddi…
Türk’ün ateşle imtihanı!
Tanzimat’tan beri Türk milletinin, Avrupa’ya karşı vermek zorunda kaldığı en büyük, en uzun soluklu, en çetin ve en acımasız savaşıdır bu. Hiç bitmemiştir ve bitmeyecektir. Zira Türk milletine nihai olarak galebe çalmanın temel yolu buradan geçmektedir. Aksi hâlde bin kez ezseler, bin kez dirilmektedir… İşte bu varoluş mücadelesinin ana merkezi Türk aile yapısıdır. Zira Türk milletini…
Siyaset zor sanattır!
Üst üste iki kez yapılan son İstanbul yerel seçimleri tarihe geçti. Herhâlde uzun yıllar hatırlanacak ve değerlendirilecektir. Önceki seçimleri unutturması bir yana çok ders çıkarmalara vesile olacak bir seçim oldu. İstanbul’un son 25 senesine Recep Tayyip Erdoğan Bey damgasını vurdu. Onun İstanbul’a karşı özel bir sevgisi ve aşkı vardı. İstanbullu da bu sevgisine ve aşkına…
Akif ve bugün
Bu ülkede en fazla İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy konuşulur. En fazla onun adına konferanslar verilir, en fazla o anlatılır. Çanakkale zaferi haftası, İstiklal marşının kabulü, doğum yıl dönümü, ölüm yıl dönümü, Kurtuluş Savaşı vesilesiyle hep gündemimizdedir. Buna rağmen ne garip bir cilvedir ki insanımızın hakkıyla bilemediği bir şahsiyettir. Zira onun anılmasında sadece hamaset…
Millî Eğitim Bakanı’na mektup -2-
Geçen hafta köşemde Millî Eğitim Bakanımızın bir tweetini paylaşmıştım. Sayın Bakan şöyle yazmıştı: “Mesele uzaysa, enerjiyse, tıpsa bilgi geleceğe yönelik ele alınıyor… Mesele dinse, bilgi hep geçmişe dönük konuşuluyor maalesef. Oysa bilgi can’lıdır. An’da yaşar. Can’ı olmayan sadece geçmişe dönük olan bilgi çürür, çürütür atalar dini olur…” Tarihe ve değerlerimize karşı soğuk duruşunu belli eden Bakan’ın,…
Nasip meselesi!
Üstad Necip Fazıl’ın Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerini tanıması ile birlikte yaşantısı da değişmişti. Otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum. Demek suretiyle yepyeni bir yolun kapısını aralamıştı. Kişi sevdiğine benzemek ister. Onun için insan sevdiklerini iyi seçmeli ve ona göre sevmelidir. Zira o kaptan kendisine de sızıyor, yani onun hasletlerinden etkileniyor, ona…
Tarih Dingo’nun ahırı mı?
Geçmiş zamanlardan şöyle bir fıkra anlatılır. Herkesin orucunu tuttuğu bir zamanda Türk’ün biri gündüz vakti yiyip içen birine, “Sen Rum musun, Ermeni misin” demiş. Öteki bu suale karşı: “Senin dedenin babası da bir gün oruç yemişti. Unuttun mu?” cevabını vermiş. Haydaaa. Buyrun bu fıkrayı nasıl okuyalım nasıl anlayalım ve ne hükümler çıkaralım bundan… Birincisi o kişi için Rum…
Fatih ve Akşemseddin
566 sene önce bugünlerde İstanbul önünde Osmanlı ordusu en belirsiz günleri yaşıyordu. Kuşatma elli güne yaklaştığı hâlde kale düşürülememişti. Bu sırada ordugâha bir Macar heyeti geldi. Macar heyetinin ziyareti çeşitli söylentilerin çıkmasına sebep oldu. Zira V. Ladislas’ın idareyi ele aldığını bildiren elçiler, bir haçlı donanmasının İstanbul’a doğru yola çıktığını ve kuşatma kaldırılmazsa, Macar ordusunun da harekete…






