Dört büyük halîfe. Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” vefâtından sonra sırasıyla halîfe olan hazret-i Ebû Bekr, hazret-i Ömer, hazret-i Osman ve hazret-i Ali “radıyallahü anhüm ecmain” olmak üzere ilk dört halîfeye verilen isim. Ehl-i sünnet îtikâdında dört halîfenin üstünlük sırası, halîfelik sırasına göredir. Hazret-i Ebû Bekr, Peygamber efendimizin vefât ettiği gün, Eshâb-ı kirâm tarafından 632 senesinde halîfe seçildi….
Eziklik
Geçtiğimiz hafta TV kanallarımızda uzun uzun Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olaylar konuşuldu, tartışıldı. Belki daha da tartışılacaktır. Bazılarında konuklar bilhassa temelde bu gösteriye karşı olduğu hâlde ne hikmetse söze genelde, “Boğaziçili öğrencilerin yanındayız, destekliyoruz” diye başlamaya bilhassa özen gösterdiler. Bu durum neyin ezikliğidir bir türlü anlayamadım. Ayrıca konuyu başörtüsü meselesine de getirerek zamanında orada da desteklediklerini belirttiler. Bir defa başörtüsü…
Câriye
Harbde esir alınıp İslâm memleketine getirilen kadın köle. Gâziler arasında taksim edildikten sonra sahibinin mülkü olur. Ev işlerinde çalıştırılırlar. Bugün İslâmî mânâda câriye yoktur. Köleliğin ve câriyeliğin târihi eski çağlara kadar uzanır. Târih boyunca köleler ve câriyeler bir yekûn teşkil eder. Harb esiri kölelerin yanı sıra, komşu kabîlelerden kaçırılan, babaları veya diğer yakınları tarafından köle…
Bayrak
Devletleri temsil eden renk ve şekli özelleştirilmiş millî alâmet. Arapça râye ve liva kelimelerinin karşılığı olan bayrak ve sancak, umumiyetle dikdörtgen biçiminde ve kumaştan yapılır. Bayrak bir milletin varlığının ve bağımsızlığının sembolü, târihinin hâtırasıdır. Değeri; pamuk, atlas ve ipekten yapılmasına bağlı olmayıp, temsil ettiği milletin kıymeti ile ölçülür. Devletin hâkimiyetini, bağımsızlığını ve şerefini temsil ettiği…
Ayak Divanı
Osmanlı Devleti’nde âcil ve fevkalâde hâller karşısında, pâdişâhın da katıldığı dîvân, toplantı. Pâdişâh hâriç, dîvânda bulunanların hepsinin ayakta durarak karar almaları sebebiyle bu tür toplantılara ayak dîvânı denilmiştir. Bu dîvânda üzerinde durulan iş derhâl bir karara bağlanırdı. Eğer bu dîvânın pâdişâhın bulunmadığı bir yerde, meselâ seferde toplanması gerekirse; o zaman sadrâzam ve serdâr-ı ekrem dîvâna…
Akıncılar
Osmanlı Devlet teşkilâtı içinde sınır bölgelerinde düşman memleketlerine ânî baskınlar tertipleyerek yıpratma harekâtında bulunan hafif süvari gruplarına verilen isim. Akıncılar, bâzılarının zannettikleri gibi yağma gayesiyle düşman içine giren ve talanla hayatlarını geçiren serseriler topluluğu değildi. Pekçoğu Avrupa ve balkan dillerini bilen akıncılar, akın yapmakla kalmayıp, aynı zamanda düşmanın durumunu, yolları ve kuvveti hakkında bilgi toplamak…
Osmanlı Paşasına selam duran Fransızlar!
Türk siyasi tarihinin renkli ve tartışmalı isimlerinden biri de Ahmed Vefik Paşa’dır. Onun kadar farklı görevlerde bulunmuş başka bir devlet adamı azdır. O, aynı zamanda büyük bir edipti. Türkiye’nin ilk Türkolog ve Türkçülerinden olup lügat âlimi ve tiyatro edebiyatının önde gelen kurucularındandı. Ahmed Vefik Paşa’nın diplomatik anlamda devlet adamlarımıza misal gösterilecek uygulamaları vardır. Paşa, 10 Aralık…
Ali bin Ebû Tâlib “radıyallahü anh”
Resûlullah efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” amcası Ebû Tâlib’in oğlu. Hulefâ-i râşidînin ve Cennet’le müjdelenen on kişinin dördüncüsü. Resûlullah’ın damadı. Ehl-i beytin, Ehl-i abanın birincisidir. Künyesi, Ebü’l-Hasen ve Ebû Türâb’dır. Hiç puta tapmadan müslüman olduğu için, Kerremallahü veçheh; kahraman ve çok cesur olmasından ve dönüp dönüp düşmana saldırmasından dolayı Kerrâr; Allahü teâlânın aslanı mânâsına, Esedüllah’il-Gâlib…
Osman-ı Zinnûreyn “radıyallahü anh”
Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin; “Her peygamberin Cennet’de bir arkadaşı vardır. Benim arkadaşım da Osman’dır” buyurarak medh ettiği ve Cennet’le müjdelediği, iki kızını vererek dâmâdlıkla şereflendirdiği, en çok sevdiği eshâbı ve üçüncü halîfesi. 577 senesinde Mekke’de doğdu. Babası Affâh olup, Kureyş kabîlesinin Benî Ümeyye kulundandı. Hazret-i Osman’ın soyu, Abd-i Menâfta Peygamber efendimizin temiz nesebi…
Ömer-ül Fârûk “radıyallahü anh”
Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem”; “Benden sonra peygamber gelmeyecektir. Eğer benden sonra peygamber gelseydi, Ömer elbette peygamber olurdu.” hadîs-i şerîfiyle medhedilen; hazret-i Ebû Bekr’den sonra insanların en üstünü ve Peygamberimizin ikinci halîfesi. Hulefâ-i Râşidînden ve Aşere-i mübeşşereden yâni Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Hicretten kırk sene önce Mekke’de doğdu. Dokuzuncu dedesi olan Ka’b’da sevgili…
Ebu Bekr-i Sıddîk “radıyallahü anh”
Server-i âlem “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin ilk halîfesi, daha hayatta iken Cennet ile müjdelenen peygamberlerden sonra bütün insanların en üstünü olan sahâbî. Asıl adı Abdullah bin Ebî Kuhâfe bin Âmir bin Amr bin Ka’b bin Sa’d bin Teym bin Mürre’dir. Babasının adı Osman olup, Ebû Kuhâfe künyesi ile meşhûrdur. Annesi Ümmül-Hayr lakabıyla tanınan Selmâ…
Türk olmak -4-
Türk olmak kolaydır. Zira Türk bir anne babadan doğmakla bu unvanı kolayca elde edebilirsiniz. Fakat Türk olma vasıflarını elde etmek kolay değildir! Dört haftadır bu vasıflara bir nebze de olsa değinmeye çalışıyorum. Bu vasıf aynı zamanda Müslüman olmanın gereğidir. Müslüman Türk olmanın tezahürüdür. Geçen hafta da belirttiğimiz üzere başına Çerkes, Kürt, Laz, Boşnak, Arnavut, Arap ne yazarsanız yazın değişmeyecek bir vasıfla…






