Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem”; “Benden sonra peygamber gelmeyecektir. Eğer benden sonra peygamber gelseydi, Ömer elbette peygamber olurdu.” hadîs-i şerîfiyle medhedilen; hazret-i Ebû Bekr’den sonra insanların en üstünü ve Peygamberimizin ikinci halîfesi. Hulefâ-i Râşidînden ve Aşere-i mübeşşereden yâni Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Hicretten kırk sene önce Mekke’de doğdu. Dokuzuncu dedesi olan Ka’b’da sevgili…
Ebu Bekr-i Sıddîk “radıyallahü anh”
Server-i âlem “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin ilk halîfesi, daha hayatta iken Cennet ile müjdelenen peygamberlerden sonra bütün insanların en üstünü olan sahâbî. Asıl adı Abdullah bin Ebî Kuhâfe bin Âmir bin Amr bin Ka’b bin Sa’d bin Teym bin Mürre’dir. Babasının adı Osman olup, Ebû Kuhâfe künyesi ile meşhûrdur. Annesi Ümmül-Hayr lakabıyla tanınan Selmâ…
Türk olmak -4-
Türk olmak kolaydır. Zira Türk bir anne babadan doğmakla bu unvanı kolayca elde edebilirsiniz. Fakat Türk olma vasıflarını elde etmek kolay değildir! Dört haftadır bu vasıflara bir nebze de olsa değinmeye çalışıyorum. Bu vasıf aynı zamanda Müslüman olmanın gereğidir. Müslüman Türk olmanın tezahürüdür. Geçen hafta da belirttiğimiz üzere başına Çerkes, Kürt, Laz, Boşnak, Arnavut, Arap ne yazarsanız yazın değişmeyecek bir vasıfla…
Türk olmak -3-
İki haftadır devam eden “Türk olmak” başlıklı yazım dolayısıyla maillerime sayısız takdir mesajları düşmektedir. Bu iyi dileklerini bildiren bütün okuyucularıma teşekkürü bir borç bilirim… Bu arada bazı okuyucularım Türk yerine ümmet kelimesini kullanmamın daha uygun olacağı konusunda ikazlarda bulunmuştur. Onlara da bu yerinde ikazları nedeniyle şükranlarımı sunarım. Zaten benim de buradaki Türk ifadem aynı düşünce itibarı iledir. Bizim farklı ırki isimlerimizden hoşnut olmamız gerekir….
Türk olmak -2-
Geçen hafta Türk olmak konulu yazıma tebrik mesajları yağdı. Her bir okuyucuma sonsuz şükranlarımı sunarım. “Hocam az yazmışsın” diyenler çok oldu. Ben de devam edeceğimin müjdesini vermiştim… Gerçekten de Türk olmak büyük mesuliyettir. Görevdir, fedakârlıktır. ‘Ben Türk’üm diyenin, Türklük davası güdenin bunları bilmesi ve asla unutmaması gerekir. Aksi takdirde Necip Fazıl Üstad‘ın: “Mezarda kan terliyor, babamın iskeleti; Ne…
Hey kıtalara sığmayan Koca Türk!
Geçtiğimiz hafta Meral Akşener’i, başında “İstanbul Sözleşmesini uygula” yazısıyla görünce eski günlere gitti aklım. Marmara Üniversitesinde doktora yaptığı yıllara. O zaman yaptığı konuşmalara, davasına, gayesine, hedeflerine… Nasıl ifade edeyim ki, rüyamda görsem inanmayacağım bir manzara idi! İstanbul Sözleşmesi gibi; dini, örfü, namusu ayaklar altına alan bir derin projeyi uygulatmak için çırpınan nasıl bir Türk olabilir, diye düşündüm!.. Yine AK Parti içinde…
Kur’ân-ı kerime iğrenç saldırı!
Son üç gündür sosyal medya, Marmara İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün yeni bir videosu ile çalkalandı. Mustafa Öztürk bu videosunda Kur’ân-ı kerim ile ilgili akıl almaz isnat ve iftiralarda bulunuyordu. Aslında onun buna benzer videoları daha önce de ortaya çıkmıştı. Kendisine üç beş kez bu sütunlarda cevap vermiş ve çekmiş olduğum videolarla kendisini uyarmıştım. Fakat…
Tarih ve İnsan 111. Bölüm | IV. Murad Dönemi
Yayın Tarihi: 2 Aralık 2020 Video içinde geçen konular: IV. Murad Han dönemi
Bülent Arınç nereye koşuyor?
Politika yani siyaset bir ince sanattır. Siyaseti bilmeyen kimseler idarecilik, yöneticilik yapamazlar. Özellikle de devleti idare edenlerin siyaseti mutlak iyi bilmesi gerekir. Bu bakımdan tarihte en fazla siyasetname türünde eserler kaleme alınmış bilhassa idareciler uyarılmak istenmiştir. Nitekim siyasetnamelerde devletin esas yürütücüsü olan hükümdarların, vezirlerin, defterdar vesair görevlilerin nasıl olması gerektiği en ince detayına kadar açıklanmıştır….
Gönülden gelen dua
“Dünya üç gün gibidir. Geçen gün, geçip gitmiştir artık. Geri döndüremezsin. Ondan ümit kesilmiştir. İkinci gün, içinde bulunduğun gündür ki, bu günü ganimet ve fırsat bil. Üçüncüsü ise gelecek olan gün ki, sen ona ulaşır mısın belli değil! Belki de gelecek olan güne kavuşamadan ölürsün!..” Bu sözlerin sahibi olan Hasan-ı Basrî hazretleri tabiinin en büyüklerindendir. Zahid,…
Karabağ zaferi
Azerbaycan, 28 sene sonra Karabağ’da destan yazdı. Tarihî bir zafere imza attı… Elbette bu zaferden çıkarılacak çok dersler var. Bunları görmek, bilmek ve değerlendirmek gerekir. Zira mağlubiyetlerden sonra dersler daha çok alınır. Acı vardır, elem vardır üzüntü vardır. Zaferleri ise genelde rehavet takip eder. Nitekim Azerbaycan, 28 senedir Hocalı katliamının acısı ile yüzleşiyor ve Ermenistan’ın aşağılayıcı…
Bir sergi ve Osman Hamdi!…
Osmanlıların son dönemlerinde Avrupa’ya sık sık öğrenci gönderildiğini biliyoruz. Nedendir bu uygulama? Avrupa’nın tekniğini, ilimdeki gelişmesini, yeniliklerini Türkiye’ye taşımaktır. Bunlardan istifade etmektir… Elbette bu gidenler çok şey öğrenerek yurda dönmüşlerdir. Belki faydalı hizmetleri olanlar da çoktur. Fakat ülkemiz için nice felaketlere yol açacak bazı illetleri de beraberinde taşımışlardır!.. Bunlardan bir tanesi padişahlarına olan hürmetsizlik, düşmanlık ve…






